Halbuki fikirlerin yalnız başına hemen hemen hiçbir iktidarı yoktur. Fikirler, fiile dönüşebilmek, gelişmek ve benliğimize nüfuz edebilmek için duyguların sıcaklığıyla ısıtılmaya muhtaçtır
Bazı fikirler de vardır ki evvela inanmadan dillendiririz, fakat tekrar tekrar söyledikçe, sonunda kendimiz de inanmaya başlarız. Yalancı tekrar ettiği yalanını nihayet hakikat diye kabul eder
Bütün insanlar çoğunlukla kendilerine verilen fikirleri düşünmeden kabul eder. Bunlar zihnimize birer yabancı misafir gibi yerleşir. Misafiri maddi ve manevi yükünü hiç düşünmeyerek derhal kabul ederiz. Fakat az zaman içinde kabul ettiğimiz bu fikirler bize yabancı kalmaz, aksine bizim benliğimizi oluşturmaya başlar. Okuduklarımızdan, konuştuklarımızdan, gördüklerimizden ve aldığımız telkinlerden oluşan bir sürü düşünce vardır ki dikkatsizliğimizden faydalanarak, bir öğretmenin veya bir yazarın büyüleyici etkisinden yardım isteyip hiçbir muhakeme ve tefekküre maruz kalmadan şuurumuza yerleşmiştir.
İnsan karar aldıkça şahsiyeti de dönüşür. Kararlar önemsiz vakalar üzerine alınmışsa şahsiyetin bu dönüşümü o kadar göze çarpmaz. Fakat bir katil ve bir hırsız, cinayet ve hırsızlık aleyhinde bir karar alırsa elbette artık yeni bir kişi olmuştur, eski şahsiyeti ile olan ilişkisi gittikçe azalmış ve en sonunda bütün bütün yok olmuştur.
Kararın ortaya çıkması için iki hususun düşünce ve temayüller üzerindeki etkisini göstermesi gerekir; birincisi karar hâline ulaşan düşünce ve temayüllerin gelişmesi, diğeri ise muhalif düşünce ve temayüllerin engellenmesidir.