Peki neydim, kimdim ben? Çok yürekli görünürken bir o kadar korkak; böylesine evcilken bir o kadar serseri; uysal ve sessiz sanılırken cadı gibi inatçı; çoktan esir alınıp bayrağım çiğnenmişken böyle mağrur ve bağımsız...
Kızılderili kültüründe, bir çocuk doğduğunda bütün yakınları, çocuğun gelişimini dikkatle izler ve çocuk birkaç yaş büyüyünce onun ortaya çıkan bütün olumlu yönleriyle ilgili sadece ona özel, onun bütün güzel niteliklerini anlatan bir şarkı bestelerlermiş. Bütün yakınları bu özel şarkıyı çocuğa söylermiş, çocuk da kendisi için bestelenen bu özel şarkıyı ezberlermiş. Güzel, güçlü ve olumlu yönlerini içeren bu şarkıyı, büyüyünce, hayatının zor dönemlerinde, güçlüklerin içinden geçerken kuvvet bulsun diye yine şarkıyı bilen yakınları ona söylemeye devam edermiş. Eğer şarkıyı söyleyecek kimse kalmamışsa hayatta, kişi artık kendi başına söylermiş özel şarkısını... Kendi güçlü özelliklerinden, yeteneklerinden ona uzatılmış sihirli bir yardım eli, güç ve destek olarak...
Bu olağanüstü bir müzik terapisi metodudur aslında. Gerçekten, birçok psikolojik danışmanlık hizmetinden daha güçlü, kapsamlı ve insanı yenileyen bir metottur. Hayata döndüren bir metot...
Müziğin en şaşırtıcı niteliklerinden biri, levitasyon gücüdür. Akustik levitasyon, bilim tarafından hâlâ açıklanmış değildir ve sır olmaya devam etmektedir. Farklı ağırlıktaki cisimlerin müzik yardımıyla havaya kalktığı sayısız örnekler sürekli kaydediliyor. Hindistan’daki Shivapur köyünde, mutasavvıf bir eren (zât) olan Kamar Ali Dervish adına yapılan bir cami vardır. Caminin bahçesinde yaklaşık 63 kilogramlık bir taş duruyor. Halen her gün dua için gelen 11 kişilik ihvan grubu, adına cami inşa edilen önderleri Kamar Ali Dervish’in ismini melodik şekilde Orada yaşayan insanlar büyük grup halinde a-capella (eşliksiz koro şeklinde) veya belli müzik enstrümanları eşliğinde sesler oluşturduğunda, söz konusu ağır kaya parçaları hafifleyip havada hareket etmeye başlıyordu. Buna akustik levitasyon deniyor. Böylece hedeflenen noktalara hiç başka bir etken olmadan kolayca ulaşılıyor. Benzer teknolojinin kullanımıyla ilgili bilgilere birçok kadim medeniyetin yazıtlarından da ulaşılıyor. Eski Mısır medeniyeti, Proto-Sümer medeniyeti, kadim Amerika medeniyeti gibi...
Doğal taşların oluşumu bizi dünyanın çok eski dönemlerine götürür. Doğal taşlar çok eskiden kaydedilmiş sesleri ve frekansları içerirler. Eğer bu eski doğal taşlar uzun zamanlardan beri bir mücevherin de parçası olmuşlarsa, eski sahiplerinin SES’lerini de taşımaya devam ederler.
Modern ve yeni yapım bir mücevherse bile, üzerindeki taş yine binlerce yıllık bir dünya tarihi taşıyordur ki bu da bizi titreşimsel olarak mutlaka etkiler. Hissetsek de hissetmesek de bu etkiye maruz kalırız. Bu etkilere inanıp inanmamak etkileşimin varlığını kesinlikle ortadan
Eşyaların nitelikleriyle ilgili Tibet’te çok eski bir öğreti vardır:
“Dost Eşya ve Düşman Eşya” öğretisi. Her eşyanın (eskiden istisnasız, şimdi kısmen) bir insan tarafından yapıldığını göz önünde bulundurarak ilerleyelim. Basit bir eylem olarak bir insanın bir eşyayı yapması sürecini düşünerek yola çıkalım ve bu yönde çıkarımlar yapalım.
Ustanın eline bir materyali alıp eşyayı yaptığı süreci düşünürken, şu faktörleri de göz önünde bulunduralım:
• Eşyayı ne kadar zamanda yapıyor? (Bazen beş dakikada, bazen aylar veya yıllar içinde.) • Kişinin genel karakteri nasıldır? • Eşyayı yaptığı zaman zarfındaki duyguları, düşünceleri nelerdi, içinde bulunduğu olaylar neydi ve onu nasıl etkiledi?
• Eşya yapımı üzerine çalışırken duygusal, mental ve ruhsal durumu nasıldı? Bunların hepsini düşünelim... İnsan, üzerinde çalıştığı eşyaya kendi enerjisini verir, eşya o enerjiyi, o titreşimi kaydeder. Fakat eşyaya sadece onu yapan ustanın titreşimi kaydedilmez. Diyelim ki usta ahşap bir eşyayla uğraşıyorsa, kullandığı ağacın yetiştiği ormanın enerjisi bile önem taşır bu süreçte. Hatta o bölgede cereyan eden olayların enerjisi ve frekansı da aynı öneme sahiptir. Kullanılan malzeme taşsa eğer, o taşın çıkarıldığı bölgenin enerjisi de önemlidir, içinde taşıdığı, kaydettiği “sesler” de...
Eşya hazır olduktan sonra, ustanın elinden çıkar ve satış yerine geçer ya da eşyayı kullanacak kişiye doğrudan, aracısız olarak ulaşır. Satış yerindeyken diğer eşyaların da SES’leri devreye girer kuşkusuz. Dükkân sahibinin, tezgâhtarın, müşterilerin SES’leri/titreşimleri... Hepsi arasında bir ses/titreşim korelasyonu ve karşılıklı etkileşim söz konusudur.
Eşyaların materyali ne olursa olsun, her materyal canlıdır. Evrende canlı olmayan, titreşimi/SES’i olmayan hiçbir şey yoktur. Bizler hâlâ