Peki neydim, kimdim ben? Çok yürekli görünürken bir o kadar korkak; böylesine evcilken bir o kadar serseri; uysal ve sessiz sanılırken cadı gibi inatçı; çoktan esir alınıp bayrağım çiğnenmişken böyle mağrur ve bağımsız...
Biz olayları bizim hatalarımızdan kaynaklandığını gösterecek nedenler yaratmak için değerli enerjimizi boşa harcarız. Dünyamızda hoşlanmadığımız şeyler için başkalarını suçlamak daima daha kolaydır, ama bu yol çıkmaz bir sokaktır. Siz koşulların kurbanı olduğunuza inanıyorsanız daima acı çekersiniz, bu çaresizliğin ve güçsüzlüğün acısıdır. Ama siz her şeyin bir nedenden ötürü vuku bulduğu bir evrende yaşıyorsunuz. Hayatınızda vuku bulmuş olaylarda bir nimet, bir hayır bulun, o zaman şükran duygusunu da bulursunuz. O zaman kutsanmış olmanın nasıl bir şey olduğunu hissedersiniz.
Kadim bir öğreti, "Dünya akıllı olanlar için bir öğretmen, aptal olanlar içinse bir düşmandır." der. Hiçbir olay kendi başına acı verici değildir. Bu tümüyle bir perspektif meselesidir. Her an dünyada olup biten her şeyin olması gerektiği gibi vuku bulduğunu anlamak önemlidir. Hata diye bir şey yoktur. Kaza ya da rastlantı diye bir şey yoktur. Dünya semavi bir gökyüzü ve dipsiz bir kuyudur. Biz birine sahip olmadan diğerine de sahip olamayacağımızı anladığımızda, dünyayı olduğu gibi kabul etmek kolaylaşır.
Kızılderili kültüründe, bir çocuk doğduğunda bütün yakınları, çocuğun gelişimini dikkatle izler ve çocuk birkaç yaş büyüyünce onun ortaya çıkan bütün olumlu yönleriyle ilgili sadece ona özel, onun bütün güzel niteliklerini anlatan bir şarkı bestelerlermiş. Bütün yakınları bu özel şarkıyı çocuğa söylermiş, çocuk da kendisi için bestelenen bu özel şarkıyı ezberlermiş. Güzel, güçlü ve olumlu yönlerini içeren bu şarkıyı, büyüyünce, hayatının zor dönemlerinde, güçlüklerin içinden geçerken kuvvet bulsun diye yine şarkıyı bilen yakınları ona söylemeye devam edermiş. Eğer şarkıyı söyleyecek kimse kalmamışsa hayatta, kişi artık kendi başına söylermiş özel şarkısını... Kendi güçlü özelliklerinden, yeteneklerinden ona uzatılmış sihirli bir yardım eli, güç ve destek olarak...
Bu olağanüstü bir müzik terapisi metodudur aslında. Gerçekten, birçok psikolojik danışmanlık hizmetinden daha güçlü, kapsamlı ve insanı yenileyen bir metottur. Hayata döndüren bir metot...
Müziğin en şaşırtıcı niteliklerinden biri, levitasyon gücüdür. Akustik levitasyon, bilim tarafından hâlâ açıklanmış değildir ve sır olmaya devam etmektedir. Farklı ağırlıktaki cisimlerin müzik yardımıyla havaya kalktığı sayısız örnekler sürekli kaydediliyor. Hindistan’daki Shivapur köyünde, mutasavvıf bir eren (zât) olan Kamar Ali Dervish adına yapılan bir cami vardır. Caminin bahçesinde yaklaşık 63 kilogramlık bir taş duruyor. Halen her gün dua için gelen 11 kişilik ihvan grubu, adına cami inşa edilen önderleri Kamar Ali Dervish’in ismini melodik şekilde Orada yaşayan insanlar büyük grup halinde a-capella (eşliksiz koro şeklinde) veya belli müzik enstrümanları eşliğinde sesler oluşturduğunda, söz konusu ağır kaya parçaları hafifleyip havada hareket etmeye başlıyordu. Buna akustik levitasyon deniyor. Böylece hedeflenen noktalara hiç başka bir etken olmadan kolayca ulaşılıyor. Benzer teknolojinin kullanımıyla ilgili bilgilere birçok kadim medeniyetin yazıtlarından da ulaşılıyor. Eski Mısır medeniyeti, Proto-Sümer medeniyeti, kadim Amerika medeniyeti gibi...