Kitabı çok bilmeden bir grupta paylaşılmıştı pdf ten okudum akıcı bir kitap fakat çevirisi eksik kelimeleri anlamlandırmak biraz akışı bozuyor zorladı beni açıkçası her neyse kitaba gelecek olursak toplama kamplarındaki insanların yaşadıkları anlatıyor bu beni çok üzdü ve şuan Gazze’deki insanlara yapılanların bunların tarih boyunca hiç değişmediğini ve insan oğlunun nasıl vahşi olduğunu gösteriyor frankl’ın deyimiyle her toplumda iyi insanlarda kötü insanlarda var. Kitapta insanın yaşamak için bir sebebi olmadığı zaman yaşamının nasıl son bulduğu ve bunun için hiç bir şeyin fayda etmediğini o kadar güzel anlatılıyor ki insan okurken kendine şu soruyu sormadan edemiyor acaba benim yaşama dair nedenim nedir diye…
Yazar burada bu anlam arayışına yardımcı olmak için bunu 3 kategoride ifade etmiş birincisi bir eser yaratmak ; bu hayata tutunmanın insanlığa faydalı olmanın insanda yaratacağı memnuniyet ve mutluluğun göstergesi olduğunu düşünüyorum.ikincisi sevgi ; birini sevmek doğayı sevmek ve en başta insanın kendini sevip kabul etmesi koşulsuz sevginin insanın ruhunda yaratacağı hoşnutluk güzel hisler. Üçüncüsü acısına mutlu olmak var olan acıyla barışık olma ve bunun sende yarattığı değişimle gurur duymak aslında bu üçüncü insanın yaş aldıkça yaşadığı şeylerden pişmanlık duymayıp yeise düşmemesi için çok önemli bir durum yoksa yaşlılığın kayıpları o yaşa gelene kadar yaşadıklarınla gurur duyulmasa büyük hezimete uğratır insanı …
Ve kitapta dikkatimi çeken önemli vurgulardan biride haz meselesiydi önemli olan haz almak değil yaşamın anlamını bulmak olduğu yaşamın anlam arayışı bittiği an anlık haz arayışına girmesi hayatına egemen olur ve yok eder.
Yaşama dair umudunuzun bitmemesi dileğiyle keyifli okumalar dilerim:)
Kadının ruhu tolstoy yine ustalıkla okurken kendiliğinden akan bir eseri 2 bölümden oluşuyor ilk bölüm kadına biçilen rollerin ne kadar ağır ve acımasız olduğu aklıma direk eskilerin şu sözünü getirdi kadının karnında spayı sırtında sopayı eksik etmeyeceksin sözü getirdi sopa her zaman fiziksel olmuyor burda pozdınışevın psikolojik hareketleri de sopanın yerini almış ve pozdınışev kadını aslında öldürmeden öldürmüş ki kendiside kitapta açıkça dile getiriyor. Kadının uğradığı psikolojik baskı tamamen erkek için var olma durumunu içler acısı bir şekilde gerçeklikle yine bize sunuyor tolstoy…
İkinci bölüm yavrum 16 yaşında annesini kaybetmiş hiç bir şekilde sevgi görmeyen bir çocuk var ve sevdiğini sanıyor çünkü hiç sevmemiş ve sevilmemiş duyguların en değişken olduğu dönemde karekterin tam oturmadığı zamanda evleniyor tabi ne kadar sağlıklı olabilir bu diye düşünürken olay patlak vermeye başlıyor bu durumlar geçince o duygular değişince yaşadıkları ve yaşadıklarından dolayı kendinden tiksinmeye başlaması … öyle bir sardı ki beni içine girdim düşündüm duygusal boşlukların insana nasıl hatalar yaptığına üzüldüm aslında bu kız annesinin ve babasının ölümü bu kadar derin üzüntüler ve sevgisizlik yaratmasaydı yine böyle bir evlilik yaparmıydı insanlarda sevgi ihtiyacı vardır bunu her zaman karşılamak istiyorlar karşılanmayınca bu duygusal boşluğun yarattığı dehlizler telafisi olmayan şeylerle dolduruluyor sonra insanın ruhunda ağır hasarlar bırakıyor sevgili maşa gibi … okumaya değer bir kitap keyifli okumalar dilerim
Kadının RuhuLev Tolstoy · Arkhe Yayınları · 200713,6bin okunma
Afrika edebiyatından okuduğum ilk eser ilk başlarda isimler çok karıştı ama sonra kodlayabildim Afrika’daki kabîleleri yaşam tarzlarını geleneklerini cinsiyetlere bakış acısı inancı ve kolonileşmeyi anlamak fikir edinmek açısında çok güzel bir eser olduğunu düşünüyorum yazarın kalemi çok iyi soluksuz okuyabiliyorsun bir Afrika üçlemesi olduğundan yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım hüzünlü bir son oldu okonkwon’un sonu üzdü beni okuyacaklara keyifli okumalar dilerim
Kitap 2013 den beri kürüphanemde dururken birkaç saatlik sıkıntımı kitap okuyarak gidermek için elime aldım ilk başlarda elimde sürünecek bir kitap olduğunu düşündüm ama yanıldım olay kurgusu çok iyi anlatım çok açık akıcı ve merak uyandırıcıydı bir günde bitirdim.
Kitap ta ulviye karakteri namı diğer acem Alinin merakından dolayı giriştiği olay başlarda meraklı dedikoducu teyze havası başlarda uyandırsada sonradan hemcinsine yaptığı yardım ve onu anlaması takdire şayandı. Kitabın bir bölümünde kitap okumanın faydasına değinilmesi güzel bir incelikti şayet roman okusaydın ders çıkadırdın başına bunlar gelmezdi diye yazması çok hoştu. Sohbet beyin adalet ve ceza kavramlarına yaptığı açıklamalar ve ulviye hanımın intikam alırsa bir kahraman olamıyacağı azılı bir katile benzetileceği intikam ve ceza olgularına olan bakış açısı gerçekten takdire şayan ve üzerinden durup düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum ve son olarak mahşere kaldı denilen davanın mahşerede kalmaması güzeldi :) bu kitapla Ahmet mithat efendinin diğer kitaplarınıda okumaya karar verdim:) okuyacaklara keyifli okumalar dilerim:)