Ahmet Ümit’in okuduğum, daha doğrusu bitirebildiğim tek kitabı bu oldu. Bu sefer beni yakalamayı ve bana hitap etmeyi başardı. İlk andan itibaren dikkatimi çekti ve bitirmem için beni adeta teşvik etti.
Gelelim kitabın içeriğine... Başkomiser Nevzat’ın geçmişiyle yüzleşmesi, eşi ve kızının katilleriyle aynı meslekte olmanın getirdiği o kaçınılmaz şüphe ve dikkatlilikle katillerin peşine düşmesi konuyu çok güzel derinleştirmiş. Olayın geçtiği yer aslında büyüdüğüm, aşina olduğum yer olunca beni daha da çok çekti ve "Konu buraya nasıl bağlanacak?" diye büyük bir merakla okudum.
Hikaye boyunca akıllarda hep aynı sorular dönüyor: Başkomiser Nevzat, eşi ve kızının katillerini nihayet bulabilecek miydi? En önemlisi de Ağva’da bulunan o kafatasındaki kurşun, acaba eski bir hesabı mı ateşlemişti?
Çok fazla polisiye okumuş biri olarak söylemeliyim ki idare eder bir kitaptı. Ana karakterin kendi içinde çok fazla içsel hesaplaşması vardı; haliyle bu durum biz okuyucuları yer yer biraz sıkabiliyor. Yine de genel anlamda keyifle okudum. Sadece sonunun biraz daha uzatılabileceğini düşünüyorum.
Açıkçası bazı boşlukların finalle birlikte tam anlamıyla dolmasını bekledim ama tam olarak tatmin ettiğini söyleyemem.
Ahmet ÜmitYırtıcı Kuşlar Zamanı