Filistin, Kırım, Sinkyang (Doğu Türkistan), Keşmir veya Etiyopya'daki Müslümanların felaketi (trajedisi) hakkındaki haberler her yerde ortak kınama ve üzüntüye sebep oldukları halde, aynı zamanda eylemin eksik kalması veya yapılsa dahi, eylemin duygularla orantısız bir şekilde gerçekleşmesini nasıl açıklamalı?
Bu sorunun cevabı, sıradan halkın ümmetçi duygularına karşın, batıda veya onun etkisinde eğitim görmüş yönetici kesimlerin şuurlu faaliyetlerinin Panislamist değil, ırkçı olmasındandır. Müslüman halkların içgüdüsü ve şuuru parçalanmış ve birbirine karşıt idi ve bu durumda her önemli eylem imkânsız idi ve imkânsız olacaktır.
Bu bakımdan çağdaş Panislamizm, olmak istediğimizi arzulamak ve olmadığımızı ret etmek için, ilk evvela duygu ile şuurun uyumlu hale getirilme çabasıdır.
İnsan ve toplum için, sadece maddi görünümlü olan bilimsel, devrimci, sosyalist veya başka şekilde ifadelendirilen bir kurtuluş çeşidi yoktur. İç düzeni kapsamayan, insanı değiştirmeyen, onun iç rönesansını sağlamayan -Allah olmaksızın zaten mümkün değildir- bir kurtuluş sahtedir.
Kanunların çokluğu ve hukuki sistemin karmaşıklığı genel olarak toplumda "bir şeyin çürük" olduğunun ve yeni kanun yapmak yerine insanları terbiye etme gereğinin işaretidir. Toplumun bozulmuşluğu belli birsinin geçtiği vakit kanunlar yetersiz (güçsüz) kalırlar. Onlar ya çürük yargı erkinin eline geçer veya bozuk toplumun gizli veya açık aldatmacasının aleti olurlar.