Çok tuhaf değil mi, Mahmut Ağanın adamlarından hiçbirisinin beni ele vermemeleri? Oysa aylardır dağ taş beni arıyorlardı." "Ferhat Hoca, sen ne dersin bu işe?"
"İnsanoğlu yiğit yaratıktır," dedi Ferhat Hoca. "İnsanoğlu mert, onurlu yaratıktır. Kasımın o kadar korktuğunu görünce kimse onun aradıkları Kasım olduğunu söylememiştir Mahmut Ağaya. Bunu küçüklük, alçaklık saymışlardır. Herkes insanların kötü, alçak yanlarını görüyor da bu yanlarını görmek istemiyorlar."
"Sağ ol Müslüm," dedi Ferhat Hoca, onu kucakladı. Ardından da bir dua okuyup onun üstüne üfledi.
"Bildim," diye güldü Müslüm. "Sen Ferhat Hocasın. Hıım... Sen ne yaman adamsın sen..." Müslüm onu tanıdığına sevinmişti.
"Sen beni nereden biliyorsun?"
"Ben seni bilirim, hem de çok iyi," diye övündü Müslüm.
İnsanın içindeki adalet duygusunu köreltirsek, insanın insana saygısı kalmaz. İnsanın insana itimadı, hürmeti kalmayınca da bir yerde insanlık çok şey kaybeder, hayat çirkinleşir."