Lisedeydim. Bir arkadaşım bana bir saat hediye etti, taktım eve gittim, bahçedeyiz.
Akrabalar var. Saat dikkatlerini çeken ben de,
"Arkadaşımın hediyesi" dedim,
Teyzelerden biri;-Nasıl arkadaşmış o, kimse kimseye durup dururken hediye almaz, bak bana alan var mı? dedi
İnsanımızın sevgi anlayışıyla bilinçli olarak ilk o gün yüz yüze geldim.
Pek çok insana göre, illa bir çıkar, bir menfaat, bir ilişki, bir neden olmalı birbirini sevmek için çünkü.
Sonradan fark ettim, birini çok seviyorum diyorsun ve bunun karşılığında şunu soruyorlar, "Niye?
"Nesini seviyorsun?". Seviyorum yahu, o olduğu için, kalbim oyle dediği için.
Dikkat edin bizde iki kişi evlenir, birileri çıkar ve ee zengin tabi. Eee kız güzel, ee oğlanın kariyeri iyi der ve hemen bir anlam aramaya çalışırlar.
Onlara göre iki kişinin birbirini gerçekten sevme ihtimalleri yoktur.
Ben bahçeyi yaparken bir sürü insan gelip geçerken meyve ağacı dik, dedi.
Meyvesiz ağaçlar için "Ne yapacaksın onu?" yorumu yaptılar. Ama çok çiçek dikmişsin onun yerine sebze bahçesi yap, yersiniz, kışlık koyarsın." dediler.
Ve sırf meyvesi yok diye, yiyemiyorlar diye, doğudan faydalanıyorlar diye ağaçlar kesildiğini çok gördüm.
Yiyemiyor ya o ağacı, niye sevsinler?
Çiçekleri yiyemiyor ya, ne yapsınlar güzelliğini?