"Bana güneşi anlatacaktın."
-Güneş... diyerek gülüşüme baktı. İyi, fazla iyi hissettiriyor dedi mest olmuş bir sesle. İnsanın içini ısıtıyor , kanını kaynatıyor. Işığıyla aklını alacak kadar eşsiz, dokunduğunda küllerini savuracak kadar tehlikeli.
"İyi ama güneşe dokunamazsın ki" dediğimde güldü.
- Az önce dokundum.
"Az önce beni öpmüştü."
Kağıt kesiği, sesi olmayan birinin kendini ifade etmek için göze aldığı küçük yaralardı. Küçük ama etkisi büyük yaralardı. Benim ellerinden hiç eksik olmayan sadece iki şey vardı: bunlardan biri ellerimin üstüne açtıkları serum iğnesinin bıraktığı izlerdi, diğeri de kağıt kesikleriydi.