Silivri’den bu kadar bahsetmişken anlatmadan geçmek istemiyorum. Benim çocukluğumda Silivri, cezaevi ile değil yoğurdu ile meşhurdu. Yoğurt deyip geçmemek lazım. Bu mucizevi yiyecek, eski Türkçe ’de yoğurmak fiilinden gelir. Yani katılaşmış, kıvam bulmuş anlamındadır. Tüm dünya dillerine de Türkçeden geçti. Tam olarak tarihini bilmesek de keşfi beş, altı bin yıl öncesine dayanıyor. Orta Asya’da göçebe yaşayan Türkler tarafından tesadüfen bulunduğu biliniyor. Teoriye göre göçebeler, sütü hayvan derilerinden yaptıkları tulumlarda taşırlardı. Süt, tulumun içindeki doğal bakteriler ve sıcak hava sayesinde fermente olup yoğurda dönüştü. Eski Orta Asya efsanelerine göre yoğurdun beyazlığı göğün saflığını ve Ay ışığını simgelerdi. Türkler Anadolu’ya geldiklerinde de yoğurtla ilgili inanışlar bu bölgenin kültürüyle birleşerek değişik inanış ve mitlere dönüştü. Bazı bölgelerde kuraklık yaşandığı zaman topluluklar bir kabın içine yoğurt koyar ve onu toprağa gömerdi. Yoğurdun bereketi çağıracağına inanılırdı.