Yoksunluk, acı ve dayanılmaz olan şey, hayal gücünüzün ötesinde olan şeyleri yaşatabilir, hissettirebilir. Biri gittiğinde gitmiştir. Ancak kalanların zihninde vardır. Ve bir insanın zihni evrenden çok daha büyüktür.
Bir yetim, her gün belirli saatlerde tekrarlanan şeylere duyduğu zevki nedeniyle diğer çocuklardan daha çocuktur. Yetim, devam etmeyi, varlığını sürdürmeyi vadeden her şeye açgözlülük duyar.
Kitaplara da tıpkı insanlara duyduğumuz gibi bir çekim duyabiliyoruz. Kapakları, aşina bir bakış, daha önce bir yerlerde duymuş olduğumuz, bizi yolumuzdan çevirecek bir ses gibi bizi kendilerine çekebiliyorlar, bakışlarımızı üzerlerinde topluyor ve belki de yaşamımızın akışını değiştirebiliyorlar.
Gençleri rahatsız edici, gürültücü, sarhoş, şapşal olsalar da kederden iki büklüm insanların peşi sıra ilerledikleri tabutlarındansa genç halleriyle tanımak isterim.
Kederli olana ikram edeceği daima bir kadeh bir şeyleri, söyleyecek güzel sözleri vardır. Özenli giyinir, zariftir. Kibardır, güler yüzlüdür, şefkatlidir...