Dinliyor yaralı kuşun şarkısını,
Köyün tek kuşu bu,
Ve köyün tek kedisi, yarı yarıya yemiş onu.
Kuş kesiyor ötmeyi,
Kedi kesiyor mırıldanmayı, sonra da burnunu yalamayı.
Ve köy, dört başı mamur
Bir cenaze töreni düzenliyor kuşa.
Kedi baş davetli, ardından yürüyor.
Hiç durmadan ağlayan,
Küçük bir kızın taşıdığı,
Üzerinde kuşun yattığı,
Küçücük saman tabutun.
Sana bu kadar acı verdiğini bilseydim diyor, kedi
Bütünüyle yerdim onu.
Sonra da uçup gittiğini söylerdim sana,
Dünyanın öbür ucuna uçup gittiğini.
Öylesine uzak ki orası.
Kimse dönemez geri.
Sen de daha az acı duyardın
Belki yalnızca biraz üzüntü, biraz da özlem belki.
İnsan hiçbir işi yarım bırakmamalı.
Elli beş yaşındaki bir adamın sevilmediğinden, sesi duyulmadığından, çok fazla ödenecek faturası olduğundan, çok fazla tüketici kredisi çekmesinden, çocuklarının büyüyüp de adam akıllı veda etmeden evden ayrılışlarını görmekten ölebileceğini asla söylemezler... İnsanın hayatta canına tak ettiği anları fazla sık yaşamasından dolayı ölebileceği hiç söylenmez...