Sabahattin Ali'nin hayatını çok güzel bir dille ve sürükleyici bir şekilde okura yansıtan biyografik bir roman. Oldukça başarılı özellikle Sabahattin Ali nin eserlerini seven ve onu merak eden kisiler için okunması gereken bir eser.
Sabahattin Ali, 41 yıllık yaşamına halen severek okuduğumuz birçok eser sığdırmış eşine az rastlanır bir edebiyatçı. Bu nedenle Osman Balcıgil' in bu eseri, baş kahramanı Sabahattin Ali olan biyografik bir roman olması yönüyle oldukça etkileyici. Tamamen gerçeğe uygun olarak yazılmış. Sabahattin Ali' nin ruh dünyası, görüşleri başarılı bir sekilde okuyucuya aktarılmış. Bunu yaparken Türkiye'nin 1928-1948 yıllarının siyasi ve sosyal hayatı hakkında da önemli bilgilere yer verilerek Milli Şef döneminin otokratik ve baskıcı tutumunu anlamamız açısından önemli noktalara değinilmiş. Sabahattin Ali' nin toplumdan kopuk sadece sanatı sanat için icra eden bir yazar olmadığını aksine toplumsal sorunlara değinen, romanlarında bunu ele alan bu noktada haksızlıkları , eşitsizlikleri, baskıları dile getirerek bunlara itiraz eden aydin bir gazeteci olduğu da okura iyi bir şekilde yansıtılmış. Bunun yanında Sabahattin Ali' nin yaşadığı tüm baskı ve zulümleri de doğru bir şekilde ortaya koyduğunu düşünüyorum.
Osman Balcıgil' in okuduğum ilk romanı diğer romanlarıni da severek okuyacağımı düşünüyorum. Dili sade ve anlaşılır. Sürükleyici bir dille roman türünü kullanarak tarihe ışık tuttuğu için muhakkak okunması gereken bir yazar.
Kitapta beni etkileyen onlarca cümle bulunuyordu. Ancak bunlardan bir kaçıni yazarak hafızamda kalmasını umuyorum.
Sabahattin Ali'nin Dağlar ismini verdiği şiirden,
" Başım dağ saçlarım kardır
Deli rüzgarlarım vardı
Ovalar bana çok dardır
Benim meskenim dağlardır..." Syf 88.
"İktidarın her yaptığını onaylayanlara, köşe