Aşk tutkusu, gerçekte, ortaya çıkacak varlığa ve niteliklerine çevrilmiş olduğu ve temeli bu çevrilişte bulunduğu için, ayrı cinsten iki genç ve güzel insan arasında, eğilimleri, karakterleri ve düşünüş biçimlerinden ötürü içine cinsel sevginin karışmadığı bir dostluk bulunabilir. Hatta bu iki insan arasında, cinsel sevgi açısından belli bir tiksinti bile bulunabilir. Bunun nedenini, sözü geçen iki insanın ortaya koyacağı çocuğun, uyumlu olmayan fiziki ve manevi nitelikler taşıyabilmesi olasılığında; kısaca bu çocuğun özünün ve varlığının, türde dile gelen yaşama iradesinin amaçlarına uygun düşmemesinde aramak gerekir. Öte yandan, eğilim, yatkınlık ve düşünce biçiminin birbirinden farklı oluşundan doğan nefret duyguları ve hatta düşmanlık bağlantıları içinde bile, cinsel aşkın ortaya çıkabileceğini ve sürüp gidebileceğini görüyoruz. Bu durumda ortaya çıkan bir aşk duygusu, sözü geçen farkları görmeyişimize bile yol açabilir ve evlenmeyle sonuçlanırsa, her iki taraf için de bir cehennem hayatının başlamasımdam başka bir sonuç vermez .