Parçalanmış kişiliği ve bölük pörçük düşünceleri arasında durup durup Martin Eden ismi sivriliyordu. Jack London'in bu trajedi kahramanının denize gömülürken neler düşündüğünü hatırlamaya çalışıyordu. Demek ki birçok şeyden vazgeçen zihni, hayatı roman kahramanları aracılığıyla kavrama alışkanlığından bir şey yitirmemişti.
İçinde garip bir boşluk duygusu oluşmuştu. Samansı bir şey, tatsız... Sanki o anda iyi olduğu halde aklının bir köşesinde kötü bir şeyler oluyor duygusu uyanmış da, ne olduğunu bir türlü bulamıyormuş gibi bir huzursuzluk.
Bunun üzerine, "ne bekliyorsun" diye sormuştu İrfan. "Bilmiyorum" demişti Hidayet. "Zaten işin güzel tarafı da bu değil mi? Hayatın karşıma ne çıkaracağını bilmiyorum."