Hüzünlü sarhoş dünyasında onun insanların üstünde kendisi vardı, yapayalnız, insanlara hakim, insanlardan uzak, kibirli, zulmedici, kötümser. Ve o dünyada da tıpkı bugünkü gibi insanlar ölürler, kendisi ölmez.
Bir sızılmayan sarhoşluk ki yoktur sonu. Yaşar yıldızlarla beraber duymadan büyük karanlığın korkusunu.
Olaylar arasında açıklanabilecek bağ yok zaten. Haydi, o zaman şimdi tüm gerçekleri bir kenara bırakıp hayal gücümüzü kullanalım. Belki o zaman doğru bir bağlantı kurabiliriz. Hem hayal de gerçeğin atasıdır değil mi?