Hırs ve ihtirasın kısır döngüsünde büyümeye çalışanlara Edwin Abbey' in o güzel sözünü hatırlatmak isterim:
Büyümek için büyümek kanser hücresinin ideolojisidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Lütfen unutmayalım, mutluluk sizinle ilgili
bir kavramdır, sahip olduklarınızla değil. O nedenle, insanlık olarak her şeye sahip olma, her şeyi satın alma sevdasından vazgeçmek, hem kendi mutluluğumuz hem de üzerinde yaşadığımız gezegenin mutluluğu açısından çok büyük bir adım olacaktır.
....İnsanın canlıları sınıflandırmasında, kendisini memeli sınıfına koymasının hatalı olduğunu öne sürer. Çünkü yeryüzündeki bütün memeliler muhtaç oldukları doğa ile mükemmel bir denge içerisindedirler. Ama insan öyle değildir. Bulunduğu yeri sonuna kadar sömürür, yok eder ve kendisine yeni sömürülecek yerler arar. Canlılara baktığımızda bu tarz yaşayan bir canlı daha söz konusudur. O da virüslerdir. İnsanlar da tıpkı virüsler gibi çoğalır, yok eder ve kendisine yeni yok edilecek yerler arar.
Yaşam ve ölüm, kelimelerle tanımlayacağınızdan öte, çok uzun zamandır birbirine aşıktır.
Yaşam, ölüme sayısız hediyeler gönderir...
Ve ölüm onları sonsuza dek saklar.
Aleksitimik bir toplumda yaşıyoruz. Dili elinden alınmış, dilsizleştirilmiş bir toplumda... Duygularımızı ifade edecek sözcükleri arıyor, ama bulamıyoruz. Çoğu zaman duygularımızın olduğunun bile farkında değiliz. İçsel yolculukları unutalı çok oldu. İçimizdeki keşfedilmeyi bekleyen kıtalara nicedir bir gemi göndermiyoruz. İçimizin nuru söneli beri dış dünya dahi karanlıktan geçilmiyor. İç zenginliğini yitirmiş olan insanlar, en son tahayyüllerini de elden çıkardılar. Rüya denizlerinin suyu kıyımızdan çekildi. Aleksitimik toplumun bireyleri gece-gündüz iş düşünüyor; çarşıda pazarda kırda vapurda rakam konuşuyor. Rakamların sırtında daha kocaman rakamlara koşuyoruz.