Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum (Mikrobiyota)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.905
Gösterim
Adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Alt başlık:
Mikrobiyota
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367165
Orijinal adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Kadın Beyni Erkek Beyni kitabının yazarı Serkan Karaismailoğlu son kitabı Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum ile gene şaşırtıyor bizi. Sadece şaşırmakla da kalmıyoruz, bağırsağın beynin karşısındaki galibiyetini bize o bilindik, esprili üslubuyla anlatırken bir gülümseme yerleşiyor yüzümüze…
İskenderin Uzun ve Karanlık Yolculuğu
Eskiden Buralar Dutluktu
Tükürürüm Böyle Yolculuğun İçine
Çiğneme; Dil ve Çene Kasının Muhteşem Paso Doblesi

Karanlıklar Diyarı Bağırsaklar

Ve daha birçok benzer başlıkla günümüzün popüler konusu mikrobiyotayı anlatıyor bize yazar…

Vücudumuzun işleyişi hakkında bizi bilgilendirdiği kadar eğlendiren bu kitapla bir kez daha buluşuyor Elma Yayınevi okuyucuyla…

İyi okumalar dileklerimizle…

Hayatınızla ilgili verdiğiniz kararların bazıları ya size ait değilse. Mesela şu an ellerinizin arasında tutmakta olduğunuz bu kitabı alıp almamakla ilgili kararınız tümüyle size ve beyninize mi ait? Eğer böyle düşünüyorsanız “mikrobiyota” ile henüz tanışmadınız demektir. Şu an, SİZ, yani yaklaşık 30 trilyon hücreden oluşan canlı, elinizde kitabın arka kapağını okurken, sadece bağırsaklarınızda yaklaşık 40 trilyon mikroorganizmanın yaşadığını biliyor musunuz? Yani sizi SİZ yapan hücrelerin sayısından daha fazla sayıda mikroorganizma içinizde yaşıyor. Üstelik bu mikroorganizmalar sayıca fazla olduğu gibi beyninizi, karakterinizi ve kararlarınızı doğrudan etkileyen kimyasallar üretebilmektedir. Kilo alma probleminden tutun davranışlarınıza kadar, hatta sıkı durun kimi kendinize eş olarak seçeceğinize bile bu mikroorganizmaların karıştığını söylesem herhalde çıldırmış olduğumu düşünürsünüz. Ama akademik olarak beyin çalışan ve sinirbilim doktorası yapmış bir kişiye bağırsaklarla ilgili bir kitap yazdıracak kadar çılgın bir konu mikrobiyota. Bu kitabı okuduktan sonra bağırsaklarınıza ve içindeki canlılara bakışınız çok ama değişecek.
288 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabın adını okur okumaz kesinlikle alıp okumalıyım dedim. Çünkü günümüzde en çok tartışılan konulardan birisi de bağırsağın ikinci beyin olduğu ile ilgili görüşler.
Öncelikle “mikrobiyota” hakkında biraz bilgi versem iyi olacak. Mikrobiyota, vücudumuzda yaşayan mikroorganizmaların genel adıdır ve bunların %95’i bağırsaklarımızda bulunur. İşte kitaptaki temel konu, bu canlıların vücudumuza, beynimize, yaşantımıza ettiği müdahaleler. En can alıcı noktalardan biri de yediklerimize bizim değil mikrobiyotamızın karar verdiğidir.
Ayrıca yaşadığımız depresyonların nedeni yine vücudumuzdaki bu küçük canlılar. Bazı bakteriler depresyona neden olurken bazıları ise tam tersini yapmaktadır. Bu nedenle yediklerimiz bu bakteriler açısından çok önemli. Kısacası ruh sağlığımız için bağırsak sağlığı da çok mühimdir. Hatta bu küçük canlılar davranışlarımızı bile doğrudan etkilemektedir.
Kitabın ilk kısımlarında yediklerimizin vücudumuz içindeki yolculuğu çok güzel bir şekilde hikayeleştirilmiş. Bu kısımları gerçekten çok keyif alarak okudum. Keşke ben öğrenciyken bu konuları bu şekilde anlatsalardı dedim içimden.
Eğlenceli çizimlerle de kitap oldukça zenginleştirilmiş.
Genel olarak özetleyecek olursak : “NE YERSEN OSUN”.
Hiç sıkılmadan okuyacağınız keyifli bir kitap.
280 syf.
·Beğendi·8/10
Serkan hoca her zamanki gibi yine harikalar yaratmış!
Dr. Serkan KARAİSMAİLOĞLU, akademik olarak sinirbilim çalışan ve sinirbilim doktorası yapmış bir kişi. Kendisiyle ilk tanışmam, youtube'da karşılaştığım bir videoyla olmuştu. Videoları arka arkaya izledikçe, ne kadar anlaşılır ve akıcı konuştuğunu, ne kadar kısa ve öz bilgilerle derdini anlatabildiğini görüp hayranlıklara gömülmüştüm. "Kadın beyni, erkek beyni" adlı kitabını satın alıp okuduğumda ise, kendisini, "bu adam ne yazsa okurum, ne konuşsa dinlerim" kategorisine sokmuştum. Bu kitapta da beni yanıltmadı.Yeni kitap yazsa da okusak..

Kitabın üslubundan bahsetmek istiyorum öncelikle. Her zamanki gibi anlaşılır ve akıcı. Hatta hocamız, kitabı okuyacak yeni neslin konuyu daha iyi anlayabilmesi için "Game of Thrones/Taht Oyunları" dizisinden alıntılara bile başvurmuş. Bunun dışındaki benzetmeleri, örnekleri bizden biri olan insanların anlayacağı, akademik bilgimiz olmasa bile "şu sistem böyle çalışıyormuş, hıııı demek bundan böyle diyorlar" şeklinde size aydınlatma yaşatacak türden. Lahmacunseverlerden iskenderseverlere, pırasaseverlerden brokoliseverlere kadar herkes benzetmelerden nasibini almış. Afaki, hayal ürünü hiçbir insan tipi yok benzetmeleri arasında. "Hııı, bak bizim Ali ağabey de böyleydi" diyebilmeniz çok muhtemel.. Ayrıca, her ne kadar üslupla alakalı olmasa da, Dr. Aslı Şan Dağlı Gül'ün kitaptaki sevimli çizimleri de anlamayı, durumu/konuyu gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırıyor.

Kitabın konusuna gelecek olursak; hocamız, "Ne yersek oyuz" iddiasından yola çıkarak, vücudumuzdaki bakterilerin/mikropların (mikrobiyota) beynimiz üzerindeki etkilerini anlatmaya çalışıyor. Kitap sistematik bir şekilde ilerliyor. Önce yemeğin ne olduğu, ne işe yaradığı, vücudumuzdaki yolculuğunun nasıl başlayıp nasıl sonlandığı anlatılarak, konuya giriş yapılıyor. Daha sonra, bu yolculuktaki bakterilerin yoğun olduğu iki alandan, ince ve kalın bağırsaktan bahsediliyor. İyi bakteriler, kötü bakteriler, bunların var oluşları, yok oluşları, aralarındaki savaşlar.. Akabinde, bu bakterilerin beynimiz üzerinde nasıl doğrudan söz sahibi olduğunu, beden sağlığının yanında ruh sağlığımıza-özellikle depresyon ve anksiyete-nasıl etki ettiğini, probiyotik ve prebiyotik (ben ikisini de aynı şey diye biliyordum) gıdaların neler olduğunu ve ne işe yaradıklarını anlatıyor. Hem çok bilindik, daha doğrusu "duyulduk" konulara; hem de hiçbir fikrimiz olmayan yeni konulara bilimsel temellere dayanarak açıklamalar getirilmiş. Hatta hocamız, "eş seçimi"nin bile, "bağırsak bakterileri"nin etkisi altında, bilinçsiz olarak gerçekleştirildiğini ispatlamış.

Artık konuyu bağlayacak olursam, hocamızın da dediği gibi bu kitabın amacı, yiyecek tercihlerimiz konusunda bizi yönlendirmek, sağlıklı yiyecekler bunlardır sağlıksız olanlar ise bunlardır deyip ahkam kesmek değil. Çünkü bizzat kendisi bu konunun çok istismar edildiğini, bu konulardaki muhabbetlerin insanlara itici geldiğini, sadece yemek yeme yeteneğine sahip birisinin bile sağlık konusunda kendinden oldukça emin yorumlar yapabildiğini, dolayısıyla müthiş bir bilgi kirliliği olduğunu düşünüyor. Serkan hocanın yapmaya çalıştığı tek şey, elbette ki ahlaklı bir bilim adamı olmanın sorumluluğu altında, vücudumuzda ne olduğunu anlatarak, bizde bir farkındalık oluşturmak ve yiyeceklerimiz konusunda bilinçli seçimler yapmamızı sağlamak.

Kitabı okumayan herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
Bugün 261.gün.Değişen hiçbirşey yok.Ben Tesla,içi su ve mikrop dolu,milyarlarca hücreden oluşmuş 57 kiloluk bir torbayım sadece.Öldüğüm zaman içimdeki su buharlaşacak,hücrelerim çürüyecek ve bu yerküre üzerinde benden geriye sadece mikroplarım kalacak. (Kitaptan bir bölüm)
Yıllardır insanoğlu beyni en üstün organ olarak görürdü.Beynin saltanatını sallayacak yeni bir organ keşfedildi. İsmi Mikrobiyota. Ve bu organ sizin evleneceğiniz kişiye bile karar veriyor. Eğer vücudumuzda demokrasi varsa vücudunuz size değil mikroplara ait :D Beni ben yapan ve bu cümlelerin yazılmasında emeği geçen tüm mikroplarıma .... :D
288 syf.
·5 günde·7/10
“ ... bu mikroorganizmalar sayıca fazla olduğu gibi beyninizi, karakterinizi ve kararlarınızı doğrudan etkileyen kimyasallar üretebilmektedir. Kilo alma probleminden tutun davranışlarınıza kadar, hatta sıkı durun kimi kendinize eş olarak seçeceğinize bile bu mikroorganizmaların karıştığını söylesem herhalde çıldırmış olduğumu düşünürsünüz.” Arka kapakta okuduğum bu cümlelerle ve daha önceden duyduğum bağırsaklar için ikinci beyindir söylemleri ile merakla edindiğim ve okuduğum kitap aslında beklentimi pek karşılamadı. Özellikle ilk yarısında sıkıldığımı belirtmeliyim. Belki de beklentiyi yüksek tuttuğum içindir.Başlangıçta yazar daha iyi anlaşılmak adına haklı olarak sindirim sisteminin fizyolojisinden bahsetmiş .Ben de bu konuya yabancı olmadığımdan dolayı hemen geçme isteği oldukça ağır bastı. İkinci kısım nispeten daha iyiydi diyebilirim gerek anlatımı gerekse yapılan araştırmaların aktarımı konusunda ama bu kadar uzatılmasa daha mı iyi olurdu emin değilim. Mikrobiyota konu itibariyle gerçekten ilgi çekici ve bende de daha kapsamlı bilgi edinme istegi uyandırdı. Kitap da bu konuda benim için bi başlangıç oldu. Kısacası “ ne yersen osun”
288 syf.
·7 günde·10/10
Yazarla ilk tanışmam ennn sevdiğim akademisyenanne sayesinde oldu. Çünkü ikisi sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla kankalar :) Okuduğum ilk kitabı “Erkek Beyni Kadın Beyni” de en az “Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum” kadar cezbetmişti beni. Yazarın her iki kitabı da kendine has üslubuyla sohbet havasında geçiyor. Yani kitabı anlamlandırmak için sağlıkla ilgili bir bölüm okumuş olmaya gerek yok :) Yazarın günlük hayattan, popüler müzik gruplarından, dizilerden verdiği örneklerle anlamlandırmak hiç de zor değil. “Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum” şimdiye kadar varlığından haberdar bile olmadığım “mikrobiyota” konusuna karşı farkındalık uyandırdı. Aslında vücudumda sahip olduğum hücrelerimin 10 kat daha fazlası kadar mikroorganizmalar olduğunu ve ne yemek istediğimi, nerde ne zaman ne yapmak istediğini aslında onların yönettiğini, eş seçimine kadar verdiğim ve vereceğim tüm kararlarda bu minnoş yapıların etkili olduğunu öğrendim. “Ne yersen O’sun” diyor yazarımız. Sağlıklı bir sinir sistemine sahip olmanın yolunun sağlıklı bir mikrobiyataya sahip olmaktan geçtiğinin farkındayım. Beyin ve bağırsak arasındaki mükemmel ilişkiyi şaşkınlıklar içerisinde okurken belki de bundan sonra yiyeceğim besinler konusunda radikal kararlar aldım. Umarım yazarın dediği gibi nöronlarım içerisine bu bilgiler iyice çıkmamak üzere yerleşir ve hayatım boyunca vücudumda aslında yalnız olmadığımın, ne kadar iyi bakarsam o kadar sağlıklı kararlar vermemi sağlayacak olan mikrobiyatamın olduğunun her daim farkında olurum:) keyifli okumalar ;)
288 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitap bizi yöneten organın beyin dışında bağırsaklar olduğunu anlatan ve bağırsaklarımızın yaşamımız da ne kadar büyük rol aldığını,güzel ve sevimli çizimleri ile kitabı sevimli hale getirilen güzel bir kitap
288 syf.
·6/10
Kitap bağırsağın ikinci beyin olduğunu ve gelecekte mikrobiyotanin önemini vurgulamis. Kisaca ne yersen osunun alti cizilmis.Resimlerle sevimli hale gelen kitap yaratıcı çizimleri bakımdan güzel fakat ben kitabı vasat buldum.
288 syf.
·11 günde·9/10
Doğrudan konuya girip son sözü en baştan yazayım. Kendinize bir iyilik yapıp ufkunuzu arşa çıkaracak, bu şirinlik abidesi kitabı edinin derim.

Bilim, araştırma kitapları genellikle sıkıcıdır, tek seferde uzun süre okunamazlar. Bütün bu klişeler bu kitapta mevcut degil, ilk sayfayı açtıgınız noktadan itibaren okudukça okuyasanız geliyor, peki nedir, neyin nesidir bu kitap ?
Hepimiz yemek yiyen, duyguları olan, hayatımızda karar veren canlılarız, bu çogul ekini bayaa çogul olarak alabilirsiniz, çünkü siz, sadece "siz" degilsiniz. Sizinle birlikte vucudunuzda yaşayan, düşünen, hareket eden hatta hemcinsleriyle savaşan minik canlılar var ve sizin kendi insifiyatınızla yaptıgınızı düşündüğünüz çogu şeyi aslında bu canlılar size yaptırıyor. İlginç geldi degilmi ? bu sadece buzdağının görünen kısmı diyeyim. Vucudumuzdaki mikropları konu alan kitap, bununla bağlantılı olarak vücudumuz ile ilgili bir çok konuya değinmiş ve işin güzel tarafı bunuda konuşma diliyle, sizinle sohbet eder gibi, harika esprilerle yapıyor. Kitabın bir çok yerinde kahkaha attıgımı belirtmeliyim.

Kitabın yazayı Serkan Karaismailoğlu, harika bir doktor ve harika bir yazar. Hayatımda bu kadar eğlenceli bir bilim kitabı okumamıştım işin gerçegi, yazarı bu kadar geç keşfettiğim içinde oldukça üzüldüm. Sadece okumakla kalmayın, kendisini kullandıgınız sosyal medya hesaplarından takip etmeyide ihmal etmeyin zira çok aktif olarak kullanıyor ve çok yerinde kullanıyor.

Kitapta size bedeninizde yaşayan bir dünyayı anlatırken, konular bir yandan da şirin çizimlerle desteklenmiş. Tek handikapı, ara ara biraz kendini tekrara düşmüş ama o kadarda olsun :) Her ayrıntısı ayrı bir güzel olan bu kitabı gönül rahatlıgıyla herkese öneririm.
288 syf.
·7/10
Sanırım kitap hakkındaki beklentilerimi yüksek tutmuşum. Çok temel seviyede beslenme ile ilgili bilginiz varsa ilk 150 sayfada sıkılabilirsiniz. Bilimsel bilginin anlaşılabilir olması için gösterilen çabayı abartılı buldum ortaokul seviyesine kadar inilmiş.
Fakat yazarın üslubu sohbet havasında ve bazı cümlelerde kahkaha atabilirsiniz... Çizimler mükemmel denebilecek seviyede...
288 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Popüler bilim kitaplarına meraklı iseniz, insanın fiziki yapısını tanımak istiyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Eğlenceli, bilgilendirici ve biraz da sarsıcı bir kitap.
288 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Yaklaşık olarak otuz trilyon hücreden ve kırk trilyon bakteriden oluşan insanın, yeme içme alışkanlıklarının vücuduna ve yaşamına bilimsel olarak etkilerini anlaşılır ve esprili bir dille anlatan güzel bir eser olmuş. Okunmalı.
288 syf.
·74 günde·Beğendi·9/10
Yazarımızın anlatımı sohbet edasında...Kitabın konusu ciddi olmasına rağmen üslup kitabı çok akıcı, anlaşılır ve eğlenceli bir hale getiriyor. Ayrıca kitabın içindeki çizimler de anlatım için son derece destekleyici.

Konusu ise bilimin yeni tanıştığı ve üzerinde çalışmaların devam ettiği "mikrobiyota" yani tüm vücudumuzda çok ciddi bir sayıda yaşayan mikroorganizmalar ve özellikle bağırsaklarımızda yaşıyor olanlar. Ve mikrobiyotamızın, karar mekanizmamız, ruh halimiz gibi bugüne kadar yalnızca beynimizin hükmünde olduğunu sandığımız pek çok konuda söz sahibi olmaları. Beslenme şeklimizin tüm bunlar üzerindeki etkileri...
Oldukça ilgi çekici ve zevkle okunan bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.

- Ayrıca benim Serkan Karaismailoğlu'nu ilk keşfim instagram hesabı ile oldu ve ardından da YouTube hesabında (ortapia) çektiği kısa videoları takip etmem ile devam etti. O mecralardan da takip etmenizi tavsiye ederim. Oldukça faydalı paylaşımları var.
Vücudunuzdaki dopaminin yarısı beyninizde, yarısı da bağırsaklarınızda üretilmektedir. Yani, vücudunuz zaten dopamini bolca üretmektedir. Önemli olan dopamini kullanabilmek. Yeryüzündeki insanların büyük bir kısmı dopamini para karşılığı satın almaya çabalasa da dopamin dediğimiz şey tümüyle bedavadır. Kimi insan vardır gider, çok pahalı bir rezidansın en üst iki katını satın alarak dopamin salgılar. Kimisi vardır gider, 5 liralık çift lavaş dürüm yiyerek dopamin salgılar. Sonuçta beyninizde etki gösteren dopamin, aynı dopamin. Değişen bir şey yok. O zaman içimizde olan bir şeyi neden dışarıda aramakla vakit kaybedelim ki? Burada en önemli unsur; insanın kendisini gerçekten iyi analiz etmesi ve nelerden mutlu olacağının sağlam bir değerlendirmesini yapmasıdır. Lütfen unutmayın, mutluluk sizinle ilgili bir kavramdır, sahip olduklarınızla değil.O nedenle, insanlık olarak her şeye sahip olma, her şeyi satın alma sevdasından vazgeçmek, hem kendi mutluluğumuz hem de üzerinde yaşadığımız gezegenin mutluluğu açısından çok büyük bir adım olacaktır. Zira dünyadaki en önemli problem, bazı insanların her şeye sahip olma açgözlülüğüdür. Ama unutmamak gerekir ki doğa, tüm insanlığın ihtiyaçlarını karşılayabilir ama açgözlülüğünü asla karşılayamaz. Kendisi için yeterli olanla yetinmeyip sürekli ama sürekli büyüme güdüsü doğaya uygun bir güdü değildir. Hırs ve ihtirasın kısır döngüsünde sürekli büyümeye çalışanlara Edwin Abbey' in o güzel sözünü hatırlatmak isterim:
Büyümek için büyümek, bir kanser hücresinin ideolojisidir.
Hayatınızdan üç şeyi çıkarırsanız oldukça hafifliyorsunuz: Fazla kilolarınız,egonuz ve sorumsuz insanlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Alt başlık:
Mikrobiyota
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367165
Orijinal adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Kadın Beyni Erkek Beyni kitabının yazarı Serkan Karaismailoğlu son kitabı Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum ile gene şaşırtıyor bizi. Sadece şaşırmakla da kalmıyoruz, bağırsağın beynin karşısındaki galibiyetini bize o bilindik, esprili üslubuyla anlatırken bir gülümseme yerleşiyor yüzümüze…
İskenderin Uzun ve Karanlık Yolculuğu
Eskiden Buralar Dutluktu
Tükürürüm Böyle Yolculuğun İçine
Çiğneme; Dil ve Çene Kasının Muhteşem Paso Doblesi

Karanlıklar Diyarı Bağırsaklar

Ve daha birçok benzer başlıkla günümüzün popüler konusu mikrobiyotayı anlatıyor bize yazar…

Vücudumuzun işleyişi hakkında bizi bilgilendirdiği kadar eğlendiren bu kitapla bir kez daha buluşuyor Elma Yayınevi okuyucuyla…

İyi okumalar dileklerimizle…

Hayatınızla ilgili verdiğiniz kararların bazıları ya size ait değilse. Mesela şu an ellerinizin arasında tutmakta olduğunuz bu kitabı alıp almamakla ilgili kararınız tümüyle size ve beyninize mi ait? Eğer böyle düşünüyorsanız “mikrobiyota” ile henüz tanışmadınız demektir. Şu an, SİZ, yani yaklaşık 30 trilyon hücreden oluşan canlı, elinizde kitabın arka kapağını okurken, sadece bağırsaklarınızda yaklaşık 40 trilyon mikroorganizmanın yaşadığını biliyor musunuz? Yani sizi SİZ yapan hücrelerin sayısından daha fazla sayıda mikroorganizma içinizde yaşıyor. Üstelik bu mikroorganizmalar sayıca fazla olduğu gibi beyninizi, karakterinizi ve kararlarınızı doğrudan etkileyen kimyasallar üretebilmektedir. Kilo alma probleminden tutun davranışlarınıza kadar, hatta sıkı durun kimi kendinize eş olarak seçeceğinize bile bu mikroorganizmaların karıştığını söylesem herhalde çıldırmış olduğumu düşünürsünüz. Ama akademik olarak beyin çalışan ve sinirbilim doktorası yapmış bir kişiye bağırsaklarla ilgili bir kitap yazdıracak kadar çılgın bir konu mikrobiyota. Bu kitabı okuduktan sonra bağırsaklarınıza ve içindeki canlılara bakışınız çok ama değişecek.

Kitabı okuyanlar 385 okur

  • Tuubaa
  • _bayanhiçkimse_
  • Meyro hilal
  • Naif
  • Gülcan Çoban
  • Ceren Filizfidan
  • Melisa
  • Tubikolog
  • Cansu
  • Mert Kutlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%6.3
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%18.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.3
Erkek
%24.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.1 (67)
9
%22.7 (40)
8
%18.2 (32)
7
%12.5 (22)
6
%5.1 (9)
5
%0.6 (1)
4
%1.7 (3)
3
%0
2
%0.6 (1)
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları