Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum (Mikrobiyota)

·
Okunma
·
Beğeni
·
19,4bin
Gösterim
Adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Alt başlık:
Mikrobiyota
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367165
Orijinal adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Kadın Beyni Erkek Beyni kitabının yazarı Serkan Karaismailoğlu son kitabı Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum ile gene şaşırtıyor bizi. Sadece şaşırmakla da kalmıyoruz, bağırsağın beynin karşısındaki galibiyetini bize o bilindik, esprili üslubuyla anlatırken bir gülümseme yerleşiyor yüzümüze…
İskenderin Uzun ve Karanlık Yolculuğu
Eskiden Buralar Dutluktu
Tükürürüm Böyle Yolculuğun İçine
Çiğneme; Dil ve Çene Kasının Muhteşem Paso Doblesi

Karanlıklar Diyarı Bağırsaklar

Ve daha birçok benzer başlıkla günümüzün popüler konusu mikrobiyotayı anlatıyor bize yazar…

Vücudumuzun işleyişi hakkında bizi bilgilendirdiği kadar eğlendiren bu kitapla bir kez daha buluşuyor Elma Yayınevi okuyucuyla…

İyi okumalar dileklerimizle…

Hayatınızla ilgili verdiğiniz kararların bazıları ya size ait değilse. Mesela şu an ellerinizin arasında tutmakta olduğunuz bu kitabı alıp almamakla ilgili kararınız tümüyle size ve beyninize mi ait? Eğer böyle düşünüyorsanız “mikrobiyota” ile henüz tanışmadınız demektir. Şu an, SİZ, yani yaklaşık 30 trilyon hücreden oluşan canlı, elinizde kitabın arka kapağını okurken, sadece bağırsaklarınızda yaklaşık 40 trilyon mikroorganizmanın yaşadığını biliyor musunuz? Yani sizi SİZ yapan hücrelerin sayısından daha fazla sayıda mikroorganizma içinizde yaşıyor. Üstelik bu mikroorganizmalar sayıca fazla olduğu gibi beyninizi, karakterinizi ve kararlarınızı doğrudan etkileyen kimyasallar üretebilmektedir. Kilo alma probleminden tutun davranışlarınıza kadar, hatta sıkı durun kimi kendinize eş olarak seçeceğinize bile bu mikroorganizmaların karıştığını söylesem herhalde çıldırmış olduğumu düşünürsünüz. Ama akademik olarak beyin çalışan ve sinirbilim doktorası yapmış bir kişiye bağırsaklarla ilgili bir kitap yazdıracak kadar çılgın bir konu mikrobiyota. Bu kitabı okuduktan sonra bağırsaklarınıza ve içindeki canlılara bakışınız çok ama değişecek.
288 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Her kitap yeni bir bilgi...insan sağlığı ve fizyolojisine dair çok güzel kazanımlar edindim. Yazarına ve kitabı bana hediye eden arkadaşıma sonsuz teşekkürler...
288 syf.
Malumunuz mikrobiyata konusu çok popüler son zamanlarda. Çöp öğütücülüğünden bir anda ikinci beyinliğe terfi eden bağırsaklarımız adeta altın çağını yaşıyor. Eskiden iyileşmez denen romatizma, şeker gibi pek çok kronik hastalığın, hatta beyinle ilgili olduğu düşünülen otizm, şizofreni gibi rahatsızlıkların bile beslenmedeki köklü değişikliklerle iyiye gittiği veya tamamen iyileşebildiği görülüyor. Serkan Karaismailoğlu da bu kitabında bağırsaklarımız ve mikrobiyatamızın önemini çok ama çok eğlenceli bir dille anlatmış. Kendisi beyin ve sinirbilim üzerinde çalışıyor ancak bağırsak ve mikrobiyatanın beyinle olan bağlantısı onu böyle bir kitap yazmaya itmiş. Bu konuları merak etmeseniz dahi sırf eğlenmek için bile okuyabilirsiniz.

Yediğimiz, içtiğimiz her şey bağırsaklarımızda ayrıştırılıyor ve buradan kanımıza karışan maddeler vücudumuzda çeşitli tepkilere neden oluyor. Ayrıca, bağırsaklarımız sindirim, bağışıklık, hormon ve vitamin üretimi gibi pek çok konuda görevleri bulunan; duygu, düşünce ve davranışlarımızı etkileyen bakterilere (mikrobiyata) ev sahipliği yapıyor. Kanımıza karışan maddelerin ve mikrobiyatanın sağlığı da doğru ve dengeli beslenmeden geçiyor. Beslenme tarzımı değiştirdikten sonra ruh ve beden sağlığımdaki olumlu değişikliği gören biri olarak ben de bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak doğru ve dengeli beslenme konusu biraz karışık bence. O yüzden kitapta neyi yiyip neyi yemeyeceğimize ilişkin tavsiyeler olmamasına sevindim, zira herkesi aynı kefeye koyan diyet tavsiyelerinden bıkkınlık geldi artık.

Beslenme konusunda tabii ki bazı değişmez doğrular var. Abur cubur yeme ve tek tip beslenmenin zararlı olduğu konusunda hepimiz hemfikirizdir sanırım. Ancak sağlıklı olduğu bilinen bir yiyecek herkes için sağlıklı mıdır? Örneğin, süt ürünleri sağlıklıdır ama laktoz intoleransınız varsa size iyi gelmeyebilir. Bakliyat sağlıklıdır ama bazı insanlar bunların içindeki lektini sindiremiyor. Fermente gıdalar ve bazı balık türlerinde bulunan histamine karşı hassasiyetiniz olabilir. Tek bir gıdaya bile alerjiniz, intoleransınız olabilir. O yüzden sağlıklı denen şeylerin de kişiye özel olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.

Bir de glüten konusu var. Konu “glüten eşittir ekmek”e indirgenmiş durumda ama o kadar basit değil. Sadece ekmek veya hamur işlerinde değil aklınıza gelmeyecek pek çok şeyde glüten kullanılıyor. Ayrıca vücudumuz sadece glüteni değil, başka bazı maddeleri de glüten olarak algılıyor. O yüzden eğer bir sağlık gerekçeniz yoksa “glütenden köşe bucak kaçmanın bir gereği yok” diyor Dr. Mustafa Atasoy. İlginiz varsa bu konuda kendisini bir dinlemenizi tavsiye ederim. https://www.youtube.com/...nelT%C4%B1pAkademisi

Son olarak ilaçlar konusuna değinmek istiyorum. Malumunuz antidepresan, antibiyotik ve mide asidi baskılayıcı ilaçların kullanımı ülkemizde ciddi biçimde artmış durumda (Antibiyotikte Avrupa birincisiyiz). Bunda hem doktorların en ufak şikâyete bile ilaç yazmaları hem ilaç şirketlerinin açgözlülüğü hem de halkımızın ilaç içmeyi çok sevmesi etkili. Örneğin, bir şeyi mideme dokunduğunu söyleyerek yemeyi reddettiğimde bana mide ilacı teklif eden bir adet annem var:) Maalesef bu ilaç gruplarının mikrobiyatamız üzerinde olumsuz etkileri mevcut, bu nedenle çok gerekmedikçe ilaçlara mesafeli olmakta fayda var.

Ben tıp otoritesi değilim ama bu konulara merakım var. Yukarıda yazdığım şeyler kısmen kitabın bende çağrıştırdıkları kısmen de başka okumalarımdan çıkardığım sonuçlar. Doktorların bile kendi aralarında anlaşmaya varamadığı konularda ahkâm kesmek kesinlikle haddim değil. Amacım sadece bu konularda farkındalık yaratmak. O yüzden lütfen yazdıklarım “yatırım tavsiyesi” olarak algılanmasın.:d

Herkese keyifli okumalar dilerim.
288 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Geçtiğimiz günlerde okuma fırsatı bulduğum bir kitaptı.
İçindeki engin bilgilerle, akıcı diliyle tıp dilini, halk dilinde indirgeyen anlatım tarzıyla gerçekten muazzam bir kitaptı.
Severek, öğrenerek hatta eğlenerek okudum.
288 syf.
·9/10 puan
Kitap bağırsağa mikroplara bakış açısını değiştiren, geliştiren akıcı içeriğe sahip. Kitap virüslerle insanları bazı açılardan benzetmesi üzdü açıkça ama haklılık payı var. Beslenme gibi bir konuya uzak olduğum halde bu konuda ben de bu konuda genel bir bilinç oluşturdu.
Mikroplardan da korkmaya gerek yok sonuçta içi su ve mikrop dolu belli kilolarda insanlarız en nihayetinde :)
288 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Yazarın kitaplarını oldukça fazla seviyorum. Akıcı, anlaşılır ve ilgi geçici olması kitabı okumayı kolaylaştırıyor. Akademisyenlerin bilimsel bilgiyi bu kadar anlaşılır bir şekilde anlatması ve bir olay örgüsü içine koyması oldukça güzel. Kendimin kendi vücudumda bile yalnız olmadığım, yönetimin sadece benim elimde olmadığı bir durum sonucu insanın hep her şeyi elinde tutma ve yönetme arzusuna karşın baya bir ironik geldi. Ve insanın yaşamı boyunca bir mücadele halinde oluşu ve bu durumun tek sahibi olduğunu sandığımız bedenimizde de oluşu insanın varlık sebebinin bir mücadeleler silsilesi olduğu gibi bir his uyandırdı. Hem devamını merak ettiğim hem de bitmesini istemediğim için ara ara okuduğum kitaplardan biri oldu. Yazarı yazdığı sürece kitaplarını okumaya devam edeceğim.
288 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Çok eğlenerek okudum. Kitaptaki görseller aşırı eğlenceliydi. Keşke zamanında biyolojiyi de bize böyle öğretselerdi. Bu kadar karmaşık bir sistem ancak bu kadar sade ve basit anlatılabilirdi.Okumanızı tavsiye ederim.
288 syf.
·2 günde·7/10 puan
Sinirbilim çalışan bir fizyolog tarafından yazılan bu kitabın asıl amacı bir farkındalık yaratmaktır.  Tam olarak "ne" olduğumuzu sorgulamaya çalışan, beyin ve bağırsak arasındaki mükemmel fizyolojik konular öğrenmek için çabalayan ve hepsinden daha da önemlisi kendi vücudunuzda yalnız olmadığınız konusunda sizi uyarmayı amaçlayan bir kitaptan bahsediyoruz.

* "İnsan vücudu 30 trilyon hücreden oluşurken, bağırsaklarda yaşayan mikroorganizma sayısının 40 trilyon olduğunu" biliyormudunuz?

En Basit şekilde anlatılmış espirili bir çizim tekniğiyle desteklenmiş, sade kolayca okunan bu kitaba göz atmanızı öneririm.
288 syf.
·19 günde·Beğendi·6/10 puan
Insan sagligi ilgili bilgi sahibi olmak isteyenler icin ilk adim olarak tercih edilebilir,eglenceli bir anlatimi var,ama benim icin bildiklerimi tekrar oldu,daha spesifik veriler bekliyordum ama butun olarak ele almis,son 3 bolumu okusam sa olurmus
288 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Serkan karaismsiloglu hocam kitapta bilimi anlatırken o kadar akıcı bir dil kullanmış ki kitabı hemen bitirdim kitabın isminden çok etkilenmiştim o yüzden hemen alıp okudum...
Bağırsağın ikinci beyin olduğu konusuda hep ilgimi çekmişti kesinlikle okuyun derim...
288 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
İlk olarak kitabın arka kapağında iade garantisi ibaresi yer alıyor yani beğenmezsem iade edebilirmişim ama kitap o kadar mükemmel ki daha ilk bölümden buna gerek kalmayacağı belli.
Şimdi kitaptan bahsetmeden önce bir de içindeki çizimlerden dem vurmak istiyorum ilk başta gözüme biraz garip geldi ama kitap ilerledikçe hem ısındım hem de kitabı daha anlamlı kıldığını fark ettim. Bir de her çizimin kenarında köşesinde Aslı Şan Dağlı Gül hanımın tatlı imzası çok hoş duruyor.
Kitaba gelecek olursam sanki uzun zamandır bu kitabı arıyormuş gibi hissettim beyin veya fizyoloji ile ilgili terimlerle hayatımızın bir çok yerinde karşılaşıyoruz fakat hepsini bir arada ve anlamlı bir sıralama ile okumak çok hepsini daha iyi anlamamı sağladı. Ve bunlar dışında birçok yeni terim öğrenmiş oldum. Yazar böyle sade bir anlatım ile bu kadar çok bilgiyi nasıl anlatmış diye baya düşündüm.
Serkan hocayı ilk olarak YouTube videolarından tanıdığım için kitabı okurken istemsizce onun hitap şekliyle okuyordum bu da bence hem oluşturduğu metinlerde hem de hitabetinde kesin ve baskın çizgiler benimsediğini gösterir.
Kitabın sonlarına doğru virüs ve bakteriler hakkında bahsettiği konuları pandemi sürecinde okumam da gayet ironikti :)) öngörülü bir bilim adamının kaleminden diyebiliriz.
288 syf.
·Puan vermedi
Serkan karaismailoğlu' nu youtubedan tanımıştım ilk kez. Sonrasında bu kitabı elime geçince okudum. Kitap güzel, akıcı ve basit bir dille anlatılmış, zaman zaman küçük göndermeleri ve esprili dili ile yüzünüzde gülümseme uyandırıyor. Küçük büyük herkes tarafından okunup anlaşılabilir bu yüzden rahatlıkla tavsiye edebilirim. Bu söylediklerimin yanında kitabı okurken zaman zaman sıkıldığımı söylemeyi de geçemeyeceğim. Liseyi bitiren herkesin bileceği bilgileri daha güzel bir dille anlatıyor evet ama bu sıkılmamın önüne geçemedi malesef. Tabiki bir çok bilgi katttı bana bunu asla inkar edemem. Ayrıca Serkan hocanın youtube hesabını da takip etmek isterseniz eğer hesabın adı piamater.
288 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Daha önceki kitaplarını aşırı beğendiğim için merakla başladığım kitabını yine çok beğendim. İnsanın taşıdığı bedeni tüm bilinmezliğiyle çok farkli bı bakış açısıyla yeniden keşfetmenize neden olacak.Ayrica onca bilgiyi hiç sıkmadan eğlenceli bı sekilde okuyucuya aktardığı için yazarı da ayrıca tebrik etmek lazım
Bazen kendini, Şahin marka arabanın arka camına yazılmış Dante'den bir dörtlük gibi hissedersin. Ya hissettiğin yanlıştır ya da olduğun yer.
Doğadaki tüm memelilerde savunma işe yarasa da söz konusu insan ve ilginç zevkleri olduğunda biberin kendini savunma girişimleri de başarısızlık ile sonuçlanmıştır. Zira garibim biber ne bilsin insan denen canlının acıdan zevk alabileceğini. Buda acı biberin acı sonundan başka bir şey değildir..
"Adenozin ya da herhangi bir molekül, beyinde etki gösterebilmek içi reseptör dediğimiz yapılara bağlanmak zorundadır. Bağlanamazlarsa etki gösteremezler, tıpkı anahtar-kilit ilişkisinde olduğu gibi. Uyanık olduğumuz dönemde, adenozin beynimizde birikmeye başlar ve belirli bir düzeye ulaşınca beyindeki ilgili reseptöre bağlanır. Bu bağlanma sonucunda kendinizi yorgun ve uykulu hissedersiniz. Eğer uyursanız adenozin yoğunluğu azalır ve kendinizi dinç hissedersiniz... Kahvenin içerisinde bulunan kafein yapısal olarak adenozine çok benzer. Beyne gelen kafein molekülü adenozinle yarışarak adenozinin bağlanacağı reseptöre bağlanır. Adenozin buralara bağlanamadığı için etki gösteremez ve siz de uykulu ve yorgun hissetmezsiniz."
Brokoli dolu bir tabağı neyle süslerseniz süsleyin fark etmez. Aslına bakarsanız bir tabak ne kadar süslüyse yemek o kadar fasondur. Yumurtalı pidenin süse ihtiyacı yoktur.
“Hayatınızdan üç şeyi çıkarırsanız oldukça hafifliyorsunuz: Fazla kilolarınız, egonuz ve etrafınızdaki sorumsuz insanlar.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Alt başlık:
Mikrobiyota
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367165
Orijinal adı:
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Kadın Beyni Erkek Beyni kitabının yazarı Serkan Karaismailoğlu son kitabı Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum ile gene şaşırtıyor bizi. Sadece şaşırmakla da kalmıyoruz, bağırsağın beynin karşısındaki galibiyetini bize o bilindik, esprili üslubuyla anlatırken bir gülümseme yerleşiyor yüzümüze…
İskenderin Uzun ve Karanlık Yolculuğu
Eskiden Buralar Dutluktu
Tükürürüm Böyle Yolculuğun İçine
Çiğneme; Dil ve Çene Kasının Muhteşem Paso Doblesi

Karanlıklar Diyarı Bağırsaklar

Ve daha birçok benzer başlıkla günümüzün popüler konusu mikrobiyotayı anlatıyor bize yazar…

Vücudumuzun işleyişi hakkında bizi bilgilendirdiği kadar eğlendiren bu kitapla bir kez daha buluşuyor Elma Yayınevi okuyucuyla…

İyi okumalar dileklerimizle…

Hayatınızla ilgili verdiğiniz kararların bazıları ya size ait değilse. Mesela şu an ellerinizin arasında tutmakta olduğunuz bu kitabı alıp almamakla ilgili kararınız tümüyle size ve beyninize mi ait? Eğer böyle düşünüyorsanız “mikrobiyota” ile henüz tanışmadınız demektir. Şu an, SİZ, yani yaklaşık 30 trilyon hücreden oluşan canlı, elinizde kitabın arka kapağını okurken, sadece bağırsaklarınızda yaklaşık 40 trilyon mikroorganizmanın yaşadığını biliyor musunuz? Yani sizi SİZ yapan hücrelerin sayısından daha fazla sayıda mikroorganizma içinizde yaşıyor. Üstelik bu mikroorganizmalar sayıca fazla olduğu gibi beyninizi, karakterinizi ve kararlarınızı doğrudan etkileyen kimyasallar üretebilmektedir. Kilo alma probleminden tutun davranışlarınıza kadar, hatta sıkı durun kimi kendinize eş olarak seçeceğinize bile bu mikroorganizmaların karıştığını söylesem herhalde çıldırmış olduğumu düşünürsünüz. Ama akademik olarak beyin çalışan ve sinirbilim doktorası yapmış bir kişiye bağırsaklarla ilgili bir kitap yazdıracak kadar çılgın bir konu mikrobiyota. Bu kitabı okuduktan sonra bağırsaklarınıza ve içindeki canlılara bakışınız çok ama değişecek.

Kitabı okuyanlar 3.156 okur

  • Betül ACARCA
  • Nurhayat Durmaz
  • muge yelmen
  • Tuğba
  • Nermin Yıldırım
  • Dilan Balci
  • Elif Yılmaz Güler
  • mehmet salih çelik
  • azime candır
  • Melike koç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%6.3
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%18.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.3
Erkek
%24.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.9 (429)
9
%25.3 (294)
8
%21.8 (254)
7
%8.8 (102)
6
%3.8 (44)
5
%2 (23)
4
%0.7 (8)
3
%0.2 (2)
2
%0.3 (4)
1
%0.3 (3)

Kitabın sıralamaları