Yaşam ve ölüm, kelimelerle tanımlayacağınızdan öte, çok uzun zamandır birbirine aşıktır.
Yaşam, ölüme sayısız hediyeler gönderir...
Ve ölüm onları sonsuza dek saklar.
Aleksitimik bir toplumda yaşıyoruz. Dili elinden alınmış, dilsizleştirilmiş bir toplumda... Duygularımızı ifade edecek sözcükleri arıyor, ama bulamıyoruz. Çoğu zaman duygularımızın olduğunun bile farkında değiliz. İçsel yolculukları unutalı çok oldu. İçimizdeki keşfedilmeyi bekleyen kıtalara nicedir bir gemi göndermiyoruz. İçimizin nuru söneli beri dış dünya dahi karanlıktan geçilmiyor. İç zenginliğini yitirmiş olan insanlar, en son tahayyüllerini de elden çıkardılar. Rüya denizlerinin suyu kıyımızdan çekildi. Aleksitimik toplumun bireyleri gece-gündüz iş düşünüyor; çarşıda pazarda kırda vapurda rakam konuşuyor. Rakamların sırtında daha kocaman rakamlara koşuyoruz.