"Ancak bizim makinemiz olan Beyin'in bir kişiliği var, çocukça bir kişiliği. Çıkarım yapmakta üstüne yok, ama aptal dâhileri andırıyor. Ne yaptığını o da pek bilmiyor, sadece yapıyor. Ve aslında henüz çocuk olduğu için çok daha dayanıklı bir makine. Hayatı fazla ciddiye almıyor diyebiliriz."
"İmkânsızlıkla karşılaşan bir insanın tepkisi, genellikle gerçeklikten uzaklaşmak olur; sanrılar dünyasına adım atar alkole sarılır, isteri krizlerine girer ya da kendini köprüden aşağı atar. Hepsi aynı kapıya çıkar, kişi, durumla yüzleşmekten kaçıyordur."
Tek problem şu ki, matematik pek sevmez. Onun yerine sulugöz romanlar okumayı tercih ediyor. Gerçekten! Suzi'nin ona okuttuğu zırvaları görmen lazım: 'Mor ihtiras', "Uzayda Ask'..."
Kayıp Tanrılar Ülkesi, Ahmet Ümit'in mitolojiyle harmanlanmış polisiye türünde bir roman. Almanyada başlayıp Bergama'nın gizemli geçmişi eşliğinde ilerleyen, cinayet soruşturması mitolojik ve sembolik ögelerle yoğrulmuş. Yazarın dili akıcı ve güçlü betimlemeleri mevcut. İki taraflı ilerleyen roman,bir tarafta Zeus'un ağzından şiirsel bir dil ile yazılıp mitolojiyi merak ettirirken diğer taraftan cinayet soruşturmasını yürüten Başkomser Yıldız Karasu'ya eşlik ediyorsunuz.
Kitabın sonunda Başkomser Nevzat'ı görmek uzun zamandır görmediğim bir dostu selamlamak gibiydi.