Her şey politik olduğunda artık hiçbir şey politik değildir ve politika sözcüğünün anlamı kalmaz. Her şey cinsel olduğunda artık hiçbir şey cinsel değildir ve cinsellik tüm belirlemini yitirir. Her şey estetik olduğunda artık güzel ya da çirkin olan bir şey kalmaz ve sanat da yok olur.
İnsanın yok edilişinin, mikroplarının yok edilişiyle başladığını varsaymak saçma olmaz. Çünkü mevcut haliyle mizaçları, tutkuları, gülüşü, cinselliği ve salgıları ile insanın kendisi de pis bir küçük mikroptan, şeffaflık evrenini bulandıran akıldışı bir virüsten başka şey değildir.
Yaşamı çok düşündüm. Yaşam aynı doğu ekpresi gibi güzel manzaralı bir güzergaha sahip bir tren yolculuğu. Ama ben treni kaçırmışım. Arkasından kovalıyorum biliyorum ki diğer istasyonda treni yakalarsam binebileceğim. Aslında hızlı da koşuyorum trenin görme mesafesinden çıkmasına izin vermiyorum. Gözüm trende. Bakmasam de biliyorum etrafta öyle güzel manzaralar var ki. Ancak ben bakamıyorum treni yakalamam lazım, gözden kaçırmamam lazım. Manzarayı seyretmek için trenin camından bakmak lazım. Manzarayı trendekilerle izlemek lazım. Her istasyonda inenler ve binenler oluyor. Ve yanlış hesap yapıp treni kaçıranlar...
Vaktiyle bir soygun simülasyonu yapmış olan bir grup, gerçek silahlı soygun yapandan daha ağır bir cezaya çarptırılmıştı : Gerçeklik ilkesinin ihlali gerçek saldırıdan daha ciddi bir saldırıdır.