Bize hakikaten en uygun partner, mucizevi bir sekilde bütün zevklerimizin ortak oldugu kisi degil, zevklerimiz arasindaki farklılıklarl akıl yoluyla ve içtenlikle müzakere etmeyi beceren kişidir.
"Doğru insan" in alametifarikasi, mükemmel tamamlayicilik gibi soyut bir fikirden ziyade, benzeşmezlikleri hoş görme kapasitesidir.
Uyuşmak aşkın bir kazanimidir; önkoşulu olmamalıdır.
Yetiskinler olarak, iliskiler kurmaya baslayinca, her seferinde bize çocukluktan bildigimiz o kucaklayıcı sevgiyi verebilecek birini aramamiz şaşırtıcı degildir.
Bu sevgiyi bulmanin bu kadar zor görünmesine, insanlarin bize nasil yardim etmeleri gerektigini pek bilmemelerine içerleyip hüsrana ugramamiz da sasirtici degildir.
Neye ihtiyacimiz oldugunu sezemedikleri için baskalarina kizabilir ve bu yüzden onlari suçlayabiliriz, bir iliskiden bir digerine atlayip durabiliriz, bir sevismeyi bastan sona sığlıkla suçlayabiliriz - ta ki bu Donkisotvari arayislarimizdan vazgesip yetiskinlerin mesafeliligine benzeyen bir konuma varincaya kadar.
Bu özlemden kurtulmanin tek yolunun, kusursuz sevgi talebinden ve her seferinde sevginin eksiklerini kaydetmekten vazgeçmek oldugunu anlayincaya kadar. Sevgiyi hiç sakinmaksizin, kiskançça bu bize nasil geri döner diye hesaplar yapmaksizin vermeye baslayana kadar.