Günümüzde "normal" ilişkiler şu şekilde tanımlanır: İki kişi tanışır, birbirine âşık olur, bu aşkı evlilikle taçlandırır, çok geçmeden çocuk yapmaya karar verir ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. Bu son, aslında hikâyenin başlangıcıdır.
Bu sözlerle tanıtılmış eser. Alain de Botton, Aşk Dersleri'nde iki gencin tanışma hikâyesiyle başlayan yaşam serüvenlerini bu son üzerine kurgulamış...
Aşk Dersleri, yazarın okuduğum ilk eseri. Rabih ve Kirsten adlı iki gencin tanışma hikâyesiyle başlayan macera hepimizin hayatından kesitler sunuyor okuyucuya. Bunu sunarken, psikolojik tahlillerle destekliyor. Fakat bunu öyle güzel bir dille anlatıyor ki, ikili ilişkilerdeki yanlışları objektif bir şekilde görmenizi sağlıyor.
Romantizm, aşk, seks, evlilik, çocuk, sadakat gibi birçok konunun irdelendiği bu güzel eseri çok beğendim. Roman kurgusu üzerinden ilişkilere dair yapılan tespitler öyle doğru, öyle doyurucuydu ki, ders kıvamındaki bilgileri dayatmadan, kasmadan farklı bir açıdan görmenizi sağlıyor, kendi hayatınızla karşılaştırma olanağı sunuyor.
"Aşk altüst olmuş ruhumuzun iç yüzünü gördüğü için duyduğumuz gönül borcundan sevgilimize düşen paydır." (S / 27) diyerek Aşk'a farklı bir pencereden bakmanızı sağlıyor.
Evlilik: Karşısındakinin kim olduğunu veya olabileceğini bilmeyen iki insanın, tahayyül edemedikleri ve üstünde düşünüp taşınmaktan da itinayla kaçındıkları bir geleceğe kendilerini tabi kılarak, umutla, cömertçe ve müthiş bir içtenlikle oynadığı bir kumardır. ( S / 51) tarifiyle evliliğin, romantik birliktelikten, kurum olgusuna nasıl dönüştüğüne, farklı kişiler üzerinden şahit olabilmek çok etkileyiciydi. Günümüz ilişkilerinin arka planını sorgulamak isteyenler için harika bir eser, lütfen okuyunuz.
İki insan birbirine aitse