"Peki aşka dair ne söyler akıl? Kahve ve sigara gibi toptan bırakmalı mı aşkı, yoksa bir kadeh şarap ya da çikolata gibi ara sıra tadına varılabilir mi? Aşk aklın karşısında mı durur? Bilgeler hiç akıllarını yitirirler mi yoksa yalnızca koca bebekler mi bu duruma düşer?"
Sorular gayet açık ve net fakat cevap niyetine dile getireceğiniz her şey, öznel veya şartlara bağlı yargılardan öteye geçemeyecek maalesef... Bir aşkın başlangıcında, ortasında veya sonunda siz bile, bu sorulara aynı yanıtları vermekten imtina edeceksiniz. Çünkü hiçbir insan, aşka düştüğünde, dönüşüme uğramadan çıkmayı beceremez. Bu, insanın beceriksizliğinden ötürü değil, içine düştüğünüz durumun yıkıcılığından mütevellit...
Kahramanımız, ki kuvvetle muhtemeldir bu kişi yazarımızdır (araştırmadım), uçak yolculuğu sırasında tanıştığı Chloe'ye aşık olur. Tatlı sohbetler, ilgi çekici paylaşımlar, yeni ve de ilgi duyduğun bir insanı tanıma heyecanı, sarsak hareketler, patavatsız konuşmalar, sonradan hatırlandığında, ne kadar gülünç duruma düşüldüğünü düşündürüp, hafiften utandıran hamleler, karşılaşmalara ilahi manalar yüklemeler, ortak zevkler buldukça yükselen o "işte o" hissi... Bunlar aşkın uvertürleri denebilecek durumlar. Şarkı bittiğinde bunları hatırlayıp üzülmeyin sakın ha, bunlar olmasaydı, bittiğine üzüldüğünüz o şarkıyı hiç çalamayacaktınız.
Aşktan bahsederken spoiler yemek veya yememek gibi bir durum söz konusu mudur diye çok düşündüm. İncelemeye "spoilerlı inceleme" yazıp yazmamak konusunda da epey tereddütte kaldım ama fikrimin arkasında durup bunu yapacağım. Her aşk bir gün biter ve aşkın bitişi, her insanın sonunda öleceğinin bilinmesi kadar doğal bir durumdur bana kalırsa. Karşıt fikirler olabilir, benim de fikrim değişebilir. Ne de olsa başlarken bunu dile getirdik ;)
Uvertür