·
Okunma
·
Beğeni
·
10,2bin
Gösterim
Adı:
Aşk Üzerine
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
225
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755701820
Orijinal adı:
Essays In Love
Çeviri:
Ahu Antmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Aşk Üzerine
Aşk Üzerine
Alain de Botton, insanoğlunun yaşadığı en yoğun duygunun haritasını Aristo, Marx, Nietzsche, Wittgenstein, Tolstoy ve Stendhal'ın rehberliğinde çıkartıyor. Yazarın hınzır, duyarlı, gerçekçi ve bilge kaleminden aşkın tetiklediği ruh halleri birer birer dökülüyor. Bize çok tanıdık gelen bu ruh halleri, derinlikleri, çelişkileri ve sırları ile karşımıza çıkıp aşka dair söylenen, düşünülen ve yaşanan her şeyi aydınlatıyor.

Seyahat etmenin inceliklerinden sonra sıra aşık olmanın zorlu, ancak bir o kadar da keyifli anları ile tanışmaya geldi.
(Arka Kapak)
225 syf.
Romantik yazgıcılığın her satırında kendini hissettirdiği, aşk üzerine hayli düşündüren ve satır aralarında; aşkın başlangıcında, ortasında, sonunda insanın yaşadığı duygusal holocaust ataklarını teşhis edip anlamlandıran güzel kitaplardan.

Özellikle felsefeci bakış açısıyla aşk kavramı ve bu kavramın insan psikolojisindeki yansımaları, reaksiyonları ele alındığından okuyucuyu yormayan, konuyu muğlaklaştırmayan, Tolstoy, Marks, Nietzsche, Aristo ve adını unuttuğum bir çok yazar ve düşünürün perspektifini de katarak hazırlanmış olması oldukça başarılı bir kitabın ortaya çıkmasını sağlamış.

Alt yapısı oldukça iyi olduğu için o kadar çok alıntı paylaşacak bölüm var ki artık bir süre sonra kitabı çize çize murdar edebilirsiniz. Pdf hali ise gök kuşağına dönüşebiliyor.

En sevdiğim bölümlerden birini ise incelemeye sakladım.
''Herkes gücü sever, ama sen beni zaaflarımla seviyor musun? Asıl sınav budur. Yitirebileceğim her şeyden arınmış olsam, yalnızca ömür boyu sahip olacağım şeyler için sever misin beni?" çok sevdiğim bu söz kitabın özeti gibidir. Aşka, karşındakine olan bu yaklaşımın insan öz yaklaşımı olması gerektiğini düşünüyor Alain de Botton ve kitabın tüm kurgusunu bu sözün zıtlıkları sayılabilecek psikolojik, felsefi ve ilişkisel konuları irdeliyor.

Aşkın ne olduğunu değil de ne olmadığını anlatıyor bu kitabında. Dolayısıyla dolayımlı bir modern insan eleştirisi de var gerçeklerle alakalı olarak hem de. Genelde felsefe içerikli kitaplarda modernizm, bir ideoloji, akım, kuram olarak kabul görülüp de ona karşı çıkışlar yapılır. Alain de Botton felsefesiyle bu soyutlanmış tutumu da bozarak gerçek hayatta olan olay ve durumlar üzerinden felsefesini gerçekleştirmiş.

Kitabın eleştirdiği tek yanı ise en başta bahsettiğim romantik yazgıcılık düşüncesinin hakim olması. Aşk konusunda yazgıcı yaklaşım tam anlamıyla onu tanımlaya yetmez diye düşünüyorum. Belki romantik realizm akımına göre yazılmış olsa daha da gerçekçi olabilirdi. Aşk hayalci bir gerçeklik halidir çünkü. Neyse ki yazarımız bu noktayı Tolstoy, Marks, Nietzsche, Aristo ile kapatmış. Aşk üzerine düşünceler içerisinde kaybolmak isteyenler için birebirdir, okuyunuz. Keyifli okumalar.
225 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10 puan
Alain Botton' un okuduğum ilk kitabı. Kitap her şeyi fazlaca düşünen, sorgulamaları yüzünden anı yaşayamayan, hayata karşı güvensiz bir adamın yaşadığı aşk macerasını konu alıyor. Aşkın başlangıcından Choice' nin ihanetine ve yazarın bu ihaneti yenme sürecinde, yazara kimi zaman kızacak, kimi zaman onun adına üzülecek, kimi zaman onu komik bulucaksınız. Evet, sevilmeye layık olmadığını düşünen birinin sevmeye bu kadar istekli oluşu sizi şaşırtsa da, ayrılık vakti gelip çattığında bizimde yazar gibi bir İsa Kompleksi yaşamadığımızı kim iddia edebilir? Belki aynı şekilde aşık olmuyorduk, belki ayrı süreçleri yaşıyorduk yazarla, belki yazardan daha olgun bir aşıktık.Ama sonuç bizi eşitliyordu. Kendimizi teselli etme yöntemimiz aynıydı.Yeni bir aşka duyduğumuz istenç aynıydı
225 syf.
Alain de Botton'ın okuduğum ikinci kitabı, ilki Ateistler İçin Din kitabıydı. İlk okuduğum kitabında olduğu gibi gayet akıcı, anlaşılır ve öğreticiydi. Galiba bu yazarla sevdiğimiz filozoflar ve kitaplar benzer olduğu için anlaşıyoruz. Bu kitabında da birçok belli başlı düşünürün fikirlerine değinip açıklamada bulunmuş. Aşkı ve bize hissettirdiği bütün o karmaşık duyguları adeta ilmek ilmek işlemiş.

Yazarın dili çok sade ve anlaşılır olmasına rağmen ben onu tek solukta okuyamıyorum bunun nedeni konuları derinlemesine işlemesi sanırım. İnsan biraz nefes alma gereksinimi duyuyor. Kitaptan çıkarılacak öğreti ise bence şu alıntıydı:

"Uyuşmazlıkların göz ardı edilmemesi, akıllı olmakla aklını kullanmanın, aşırı tutkunun saçmalığıyla kaçınılımazlığı­nın dengelenmesi gerektiğini öğretiyordu, aşktan alınan o kar­maşık ders."

Son olarak 8 puan vermemin nedeni okuyacağım kitaptan Madame Bovary spoiler vermesi yoksa puanım 9 idi. Ayrıca Alain ve Chole aşkını çok itici buldum çünkü fazla gerçekciydi :D Aşk ile okumalar :)
225 syf.
·Puan vermedi
Aşk nedir? Neden aşık oluruz? Neler hissederiz? Aşık olma ihtiyacından dolayı mı aşık oluruz yoksa gerçekten hayatımızın insanını görür görmez mi aşk duygusu gelir?
Bu ve daha pek çok soruya Alain de Botton hem kendi bakış açısından hem de Aristo, Tolstoy, Nietzsche, Stendhal, Wittgenstein ve daha pek çok yazar ve filozofların satırları rehberliğinde cevaplar bulmaya çalışıyor. .
Aşkı hem bilimsel, hem felsefi hem psikolojik olarak en ince ayrıntısına kadar derin bir şekilde incelerken, akıcı ve sade bir üslupla sıkılmadan okunacak bir kitap. Aşka başka bir gözle bakmak isteyenlere tavsiye ederim. Sonsuz sevgi ve saygılarımla.
225 syf.
·12 günde·8/10 puan
Hem felsefe, hem romantizm, hem aşk içeren bir roman. Aşk üzerine, hayatı, ilişkileri, kendimizi felsefik bir bakış açısıyla ele almamıza olanak tanıyor. Kendi yaşadığınız ilişkiyi, kendi yaşadığınız aşk acısını gözlerinizin önüne filozofların cümlelerinin desteğiyle getiriyor. Neden acı çektiğinizi, nasıl acı çektiğinizi, aşkınızın nasıl bitip, nasıl başladığını anlatıyor size. Ancak sonunda da verdiği mesaj bu acının da çaresi olmadığı, aşksız da hayatın var olmadığı ve insanın ne kadar acı çekse de tekrar aşık olacağı. Hayatınızda bir şeyi değiştirmiyor ancak hoş.
225 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Bir insanı sevmek ve bir insandan nefret etmek hangi ölçütlere bağlıdır, bugün dişlerinin arasındaki boşluktan etkilenip aşık olduğumuz insana uykuyu çok sevdiği için bir başka gün nefret besleyebiliriz. Aşk üzerine, aşkı felsefik temellere dayandıran bi kitap. Aşk nedir tarzından bi soruya cevap arıyorsanız bu o kitap değil. Aşkı ahlaksal, psikanalist ve daha birçok kurama göre izah etmeye çalışan bir kitap. Birçoğumuzun aşk üzerine düşündüğü ya da hissettiği bazı durumları çok güzel bi ifadeyle bu kitapta bulabiliyoruz. Aşk üzerine daha önce hiç duymadığız birçok kavramla; İsa kompleksi, tekerrür takıntısı, psikolojik yazgıcılık vb. Bence okunası ve üzerine düşünülesi bir kitap!
225 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Eğer amacınız romantik bir roman okumaksa bu kitab beklentinizi karşılayamaz.

Alain de Botton bu sefer felsefe acısından hepimize acı ve heyecan tattıran aşk duygusunu ele alıyor. Bir felsefi bakış acısından neden aşık oluyoruz. Neler hiss ediyoruz. Bu duygu bizi nasıl esire çeviyor. Alışkanlıklar nasıl acı çektiyor soruları etrafında düşünmemizi sağlıyor.

Aşık olmak insanın hayattaki romantik yazgıcılığı ihtlyacı sayesinde ortaya çıkıyor. Bu yazgıcılık aslında birine aşık olmaktan daha öteden gelen bir ihtiyaç durumudur. Belli bir kişi üzerinde hiss ettiğimiz duygular rastgele seçilmeden aslında o kişinin kendisinin aşık olma duygunsunun kaçınılmaz olduğunun isbatıdır. Yani kişiler değil, aşk önemlidir. Aşık olmak ilk başta bize özgünlük duygumuuz kayb ettirir. Sesini duymak için telefona sarılmak, sürekli mesaj yazmasını beklemek durumu sanki hayattan başka istek ve beklentimiz olmadan sürekli bir kişi etrafında zihnimizi meşkul etmemiz, sevdiyimiz kişinin sevdiyi her şeyi sevmemiz, onun yanında kendi halimizi önemsememek, sürekli aradakı benzerlikleri bulmak çabası sevdiyimiz birine kendimizi beyendirmekten, doyasıyla aşkın önemli özelliyi içersinde yer almıştır. Aşık olunan kişinin gözünde kim olduğunu kendine sormak kişinin zamanla kendi özgünlünlüye samimiiyyetsizlikle sonuçlanır. Ve önemli çaba ise sevdiyiniz kişinin yanında sıkıcı olmaktan korkmaktır. Aksi halde onu kayb edebilirsiniz. Onun hayatındakı kişilerle kendizi kıyaslamak, onlardaki sevib sevmediyi özellikleri kendinizde aramak ve ne kadar şansınız olup-olmadığınızı sürekli hesabını yapmak... Karşılık bulmadığınız zaman ise aşıktakı istırap hali daha yumşak hal alır. Karşılıksız aşkın ıstırabı emin bir ıstırap türüdür. Çünkü insan kendisinden başka birilerini incitme tehlikesi asla taşımaz. Ama aşk karşılıksız olduğu zaman ise kendi başına acı çekmenin duygusunu terk ederek bir başkasının acı çekmesinin sorumluluğunu taşımak zorunda kalıyor. Bazen aşkı daha güçlü tutku ve duygu haline getiren şey Marksızmlere göre karşılıksız ve ulaşılamaz olduğudur. Bu zaman insan istek duyguduğu şeyden uzak kalmanın ve uhtesi ile daha çok can atar. Montaigne göre aşk bizden kaçanı kovalamaktan ibarettir. Tutkulara ulaşamayan aşık için bu artık esarettir. Engel tutkuyu çoğaltır.   Her çabası boşa çıkınca bu duygu daha da artar, ve bıkıldıktan sonra yavaş-yavaş sona erir. Ve bir kişiyi seviyorsan aslında yeterince tanımiyorsun der Marksizmler. Neden, çünkü aşık olduğunuz kişide hep sizin keşf etmek isteyiniz özellikleri bulmak isteği de vardır. Keşf ettikçe tanır ve bilinir hale gelir. Ve marksist özellik aşıklarda sık rastlanan durumdur. Kişi kendi kişiliyi ile anlaşamıyor ve kendisininden nefret ederse , aşka karşılık bulunan kişinin sevgisine layik olmadığını düşünür. Platon ve Kant düşüncesinden yola çıkarak aşka bakan yazar şöyle düşünür. Aşık olduğumuz kişiyi nasıl saçeriz, Güzel olduğu için mi aşık oluyoruz yoksa aşık olduğumuz için mi güzel buluyoruz. Eğer karşınızdakı kişiye aşıksanız o zaman o estetik değerlere uygundur. Kant`a göre ise bir kişiyi aşık olduğunuz için güzel buluyorsunuz.  Aşk konusunda istediğimize ulaşamadığımız zaman. çektiğimiz çilelerden karşı tarafın da haberdar olmasını isteriz. Bazı iradi zayıflıklar gösteren aşık intihara bile teşebbüs eder. Buna sebep karşısındakı insanı kendisine olan aşkını ölümle sergilemekten ibarettir. Bu nedenle de intihar yoluna koyulur.
192 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Sev beni! Ve neden? Neden olacak, o her zamanki önemsiz nedenden: Çünkü ben seni seviyorum...

Aşk bir talih işiymiş. Sevilmek arzusunun birini sevmek ile olmayacağı gerçeği başlı başına bir sorunmuş ve asla fark etmeden yaşadığımız bir durummuş. Aşkın yaşamak için bir gerekçe olabileceğinin yanında bir ilişki olması halinde "sevmenin ve sadakatin" bir gerekçe olup olmadığı sorusu da her daim kafamızda değil midir aslında? Belki herkesin cinsiyet gözetmeden kendini her karakterin ruh haliyle özdeşleştirceği kadar doğru ve yanlış bir kitap. Doğruluğu felsefi bir alt yapı aluşturması ve insan denen fiziki binanın deneyimleyeceği her doğru ve her yanlışın anlaşılabilir olduğu. Yanlışlığı ise kitabın son sayfalara doğru aşk dersi vermesinde - ki bu çok uzun sürmeden devinen duygularla birlikte tam hız devam ediyor arzuların sapahına. Aşk neydi? Aşk emekti. Hahahaah tabi ki hayır. Aşkın neliğini yalnızca bir baştan çıkarıcı bilebilirdi. Bu kitabı deneyimleyip her an hazzını duymamı sağlayan bir baştan çıkarıcı. Bu incelemeyi de O'na ithafen yazıyorum. Her daim o kıvrak ruhu ile zinde kalmasını diliyorum. Aşk yakasını bırakmasın.
225 syf.
·9 günde
Normalde kitap incelemesi yapmayı pek sevmiyorum ama bu kitap benim için o kadar aydınlatıcı ve ikna edici bir kitaptı ki, başkaları okursa belki onlara da bir aydınlanma yaşatır diye düşündüm.

Aşk insanın hayatında deneyimlemese bile en az bir kere hakkında düşündüğü bir duygudur. Peki aşk nedir? Belli kalıpları var mıdır ya da aşk açıklanabilir mi? Aşık olduğumuzda sergilediğimiz davranışların altında ne gibi gizli duygular yatar?
Yazar işte tam olarak bu ve bunun gibi birçok soruya, oldukça yaşanabilesi bir aşk hikayesi üzerinden, birinci kişinin ağzıyla açıklama getiriyor. Açıklama getirirken Freud'dan, Aristo'dan, Marx'dan, Nietzsche'den, Stendhal'dan, Proust'dan ve daha bir çok düşünürden alıntılar yaparak onlarla birlikte klasik bir “modern zaman" aşkını inceliyor.
Açıkçası kitabın birçok yerinde kendinizden ve çevrenizden parçalar bulabilme ihtimaliniz hayli yüksek.
Bence aşk hakkında belirsiz düşünceleri olan herkes okumalı.
225 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap hakkında sonsuza kadar konuşabilirim. Çünkü en sevdiğim kitap. Belki beşten de fazla okuduğum tek kitap. Mükemmel bir hikayenin içinde verilmiş aşk adına her şey. Sevgi,tutku,aldatma... yani aşk üzerine yazılabilecek tüm kavramlar işlenmiş. Aşk adına yaşanabilecek çok şey var ama üzerine yazılabilecek daha fazla şey olduğunu düşünmüyorum bu kitaptan sonra.
225 syf.
Esasen yazar aşka dair felsefi yaklaşımlarını kendi üzerinde detaylarını çok da vermediği bir hikaye üzerinden anlatıyor. Böylece bilgi edinirken hiç sıkılmıyor ve öğrenirken bir hikayeye se tanıklık etmiş oluyorsunuz. Açıkçası Peyami Safanın Kadın aşk aile derlemesinden sonra bu konuya dair uzun zamandır hicbir eser okumamışım. Bu eser beni o duygularla yeniden tanıştırdı. Hele bu konuda çok çekmiş biri olarak beni etkilememesi imkansızdı ve tesiri altına almayı başardı da nitekim bir solukta diyebileceğim bir hızda bitirdim.
sevgi karşılığını bulamayınca sevilmek isteğinin küstahlığı ortaya çıkar -yine arzularımla bir başıma kalmıştım işte, korunaksız, haksız, yasaları da aşan isteklerimde son derece de açık: sev beni! ve neden? neden olacak, o her zamanki önemsiz nedenden: çünkü ben seni seviyorum..
olgun bir insan ilk görüşte aşık olmaz. aşık olmak, insanın atlatacağı suyun ne kadar derin olduğunun bilincinde olmasıyla başlar.
şüphe duymak, ölüm kalım meselesi olmadığı sürece kolaydır: göze alabildiğimiz ölçüde şüpheciyizdir, bizi ayakta tutmayan şeyler konusunda şüpheci davranmak en kolaydır. yani bir masanın varoluşundan şüphe etmek kolaydır da insanın aşkının gerçekliği konusunda şüphe duyması cehennem azabı haline gelebilir.
genelde hareketli varlıklar olmamıza karşın, duyguların hep sabit olması gerektiği gibi yanlış bir düşünceye kapılır insanlar, aşk ya vardır ya yoktur sanırlar, bu ayrımları da kalkıp ilişkinin başında ve sonunda yaparlar -oysa her gün, hatta saat başı değişebilir insanın duyguları.
farklılıkları şakaya dönüştürememek, iki kişinin birbirlerini artık sevmediğine (en azından aşkın yüzde doksanını oluşturan çabayı göstermeyi artık arzu etmediğine) dair bir işaret sayılabilir.
her aşık oluş umudun kendini bilmişliğe karşı zaferidir. kendimizde gördüklerimizi, onda görmemeyi umarak aşık oluruz. -yani korkaklıklarımızı, zayıflıklarımızı, tembelliğimizi, sahtekarlıklarımızı, verdiğimiz ödünleri ve aşırı aptallıklarımızı.
aşk, ortak hoşnutsuzlukları bulup çıkarmakla besleniyordu. ikimiz de X’ten nefret ederiz, birbirimizi seviyoruz’a dönüşüyordu. aşıklar, yani dolayısıyla suçlular olarak, birbirimize olan sadakatimizi, başkalarına olan sadakatsizliğimizi ortaya koyarak kanıtlıyorduk.
senden nefret ediyorum, çünkü seni seviyorum. temek bir tepkiyi içeriyordu, seni böyle sevmek riskine girmekten başka seçeneğim olmamasından nefret ediyorum. birisine sonuna dek güvenmenin getirdiği hazzın yanında, bu güvenin getirdiği felç edici korkular.
insanın, bir başkası tarafından sevildiğinin farkına varması sevindirici olabileceği gibi birden korkutabilir de. neden sevildiğinden emin olamayınca, ne yapıp da sevgiyi hak ettiğini anlamayınca, hak etmediği bir şeye sahip olmuş gibi hissediyor insan kendini.
aşırı duygusallığa genelde gösterdiği dirençle, Chloe aşk sözcüklerini duymak istemediği için değil de vereceği karşılığın klişe ile duygusal çıplaklık arasında gidip gelmesi tehlikesinden korktuğu için şakayla geçiştirirdi olsa olsa. duygusuz olmasından kaynaklanmıyordu bu, ama (aşkın belirlediği) romantiğin o çok kullanılmış sosyal dilini konuşamayacak kadar gizliyordu duygularını. tuhaftı ama bana yönlendirilmiş olan duygularını, benim bilmem gerekmiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk Üzerine
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
225
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755701820
Orijinal adı:
Essays In Love
Çeviri:
Ahu Antmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Aşk Üzerine
Aşk Üzerine
Alain de Botton, insanoğlunun yaşadığı en yoğun duygunun haritasını Aristo, Marx, Nietzsche, Wittgenstein, Tolstoy ve Stendhal'ın rehberliğinde çıkartıyor. Yazarın hınzır, duyarlı, gerçekçi ve bilge kaleminden aşkın tetiklediği ruh halleri birer birer dökülüyor. Bize çok tanıdık gelen bu ruh halleri, derinlikleri, çelişkileri ve sırları ile karşımıza çıkıp aşka dair söylenen, düşünülen ve yaşanan her şeyi aydınlatıyor.

Seyahat etmenin inceliklerinden sonra sıra aşık olmanın zorlu, ancak bir o kadar da keyifli anları ile tanışmaya geldi.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 608 okur

  • Mavi Ronahi
  • RoadNotTaken
  • Tuğba Babul
  • Büşra Çatalbaş
  • Büşra Aras
  • Figen Kumral
  • Kim Olduğunu Bilirsin Sen
  • cansu oğuzhan
  • volkan seven
  • Dilek altın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.7
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%14
25-34 Yaş
%39.5
35-44 Yaş
%30.2
45-54 Yaş
%9.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.8
Erkek
%32.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.8 (38)
9
%27.1 (52)
8
%28.6 (55)
7
%9.9 (19)
6
%6.8 (13)
5
%1.6 (3)
4
%1 (2)
3
%0.5 (1)
2
%0.5 (1)
1
%0