Hiç kuşku yok ki, 21. yüzyıl daha önce insanlığın tanık olduğu her şeyden hissedilir derecede farklı olan bir düşünsel ortamda başladı. Büyüleyici ama aynı zamanda tehlikeli bir değişim bu. Dünyanın ilerleyişiyle ilgilenenler için, "Ağ" bugün sınırsız ufuklar açıyor; insanlar artık gündelik yerel gazetelerini okumak yerine, evinden, sabah kahvesini yudumlayarak bütün dünya basınını takip edebiliyor; hele İngilizce biliyorlarsa...
Yeryüzündeki hiçbir halk kölelik, despotluk, zorbalık, cahillik, karanlıkçılık için ya da kadınların köle olması için yaratılmamıştır. Bu temel gerçeklik ne zaman yadsınsa, insanlığa ihanet edilmiş olur, kendine ihanet edilmiş olur.
Peygamber'in şu sözü bilinir: "İnsanların en iyisi, insanlara en çok yararı dokunandır"; bugün bireylerin, liderlerin, halkların kendi içlerinde sorgulamaları gereken güçlü bir söz bu: Başkalarına ve kendimize ne getirmekteyiz? "İnsanlara nasıl yarar" sağlıyoruz? Dinde yeri olmayan aykırılıkların en büyüğü, intihara götüren umutsuzluktan başka kılavuzumuz var mı?