Tabii ki alacağız, ekmek önemlidir çünkü. Ne kadar mutsuz olurlarsa olsunlar, aileler için sofraya konulan ekmek hayatın iplerinin hala elde tutulduğunun kanıtıdır. Dağılmadık, bitmedik, bu soframız, bu ekmeğimiz, biz aileyiz, beraberiz demektir.
"Habil'le Kabil'den beri kötülük egemenliğini sürdürüyor," dedi. "Habil'le Kabil' den beri insanlar birbirlerini ve kendilerini kandırıyorlar. Kötülük insanın kendini tanrıya beğendirmek istemesiyle başladı, beni beğen tanrım, kardeşimi değil, beni beğen. Şefkat, merhamet, güzellik ve diğer iyi şeyler kötülüğü gizleyen perdeler sadece.
Kendime acımak istemiyorum. Kendine acımak bitişin başlangıcı. Bitişten kastım ölüm değil, süreç. Ölümüme giden sürecin soylu olmasını istiyorum. Ölümden korkmak, başkalarından yardım ve merhamet beklemek gibi bana alçaltıcı gelen duygular yüzünden sürecin soyluluğunu kaybetmesini istemiyorum. Yıllardır nerede okuduğumu hatırlamaya çalıştığım bir cümle geliyor aklıma: Bir şenlik gibi karşılarlar ölümü. Ben de kendi ölümümü şenlik gibi karşılamak istiyorum ama kendime acırsam bunu yapamayacağımı biliyorum. Kendine acıyanlardan, kendine acındıranlardan her zaman nefret ettim.
Seçilmiş bir yalnızlık olsun ya da olmasın, yalnızlıkta insanı değerli kılan, soylu bir taraf var.
Yalnız insan geçmişine bakabilir, geçmişinden acı duyabilir, kederlenebilir ama bakabilir. Oysa terk edilmişliğin soylu bir yanı yok. Acınası bir durum, sen istediğin halde istenmemek.