Furkan

Furkan
@FurkanAtmaca
—Nasıldı o rahat, güzel dediğin önceki yaşamın? Ve İvan İlyiç güzel yaşamının en iyi anlarını seçip ayırmaya başladı zihninde. Fakat -tuhaftır- bir zamanlar çok güzel bulduğu anların hiçbiri artık öyle gelmiyordu. Çocukluğuna dair ilk anıları dışında hiçbiri. Çocukluğunda, şu anda yeniden yaşacak olsa yine güzel bulacağı gerçekten hoş şeyler vardı. Ama o hoşluğu yaşamış adam artık yoktu: Bütün bunlar bir başkasının anılarıydı sanki.
Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 12. Basım·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Reklam
“Ben yok olduğumda ne olacak? Hiçbir şey! Yok olduğumda nerede olacağım? Sakın ölüm dedikleri? Olmaz öyle şey, istemiyorum!” Yerinden fırladı, mumu yakmak için titreyen elleriyle çevreyi yoklarken şamdanı mumuyla birlikte devirdi ve bunun üzerine gerisingeri kendimi yatağa atıp başını yastığa gömdü. Gözleri açık, bakışları karanlığa dikili, “Niçin?” diye sordu kendi kendine. “Aman ne fark eder ki? Ölüm! Evet, ölüm! Hiçbiri bilmiyor, bilmek de istemiyor, acımıyor bile. Vur patlasın çal oynasın! (Kapının ardından gelen uzak ezgilere, şen şakrak seslere kulak verdi.) Umurlarında değil, oysa onlar da ölecek. Ne aptalca. Önce ben öleceğim, onlar daha sonra, ama onlarında başına aynı şey gelecek. Oysa onlar gülüp eğleniyor. Aşağılık yaratıklar!” Öfkesinden neredeyse tıkanacaktı. Dayanamıyor, soluk alamıyordu. Herkesin bu kahredici korkuyu sürekli yaşamaya mahkûm olması mümkün değildi.
Sayfa 46 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 12. Basım·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Kocasının kötü huylu, çekilmez biri olduğuna ve ona hayatı zehrettiğine karar verdikten sonra kendine acımaya başladı. Kendine acıdıkça, kocasından daha çok nefret etti. Keşke ölse diye geçiriyordu bazen içinden, ama maaşları kesileceği için bunun olmasını istemezdi. İvan İlyiç'in ölümünün bile onu kurtaramayacağını anlaması, kocasına duyduğu kini büsbütün artırıyor, onu kahrediyordu.
Sayfa 34 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 12. Basım·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Aslında her şey, gerçekte o kadar zengin olmadıkları halde zenginlere benzemek isteyen, bu yüzden de ancak birbirine benzeyebilen insanlarınki gibiydi: Ağır Şam ipeklileriyle kaplı abanoz ağacından möbleler, çiçekler, halılar, bronzlar, koyu renk ve ışıltı... Tüm bunlar belli sınıftan insanların eşyalarına benziyordu. Ama ona her şey harika görünüyordu.
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 12. Basım·Kitabı okudu
Evlenmelerinin üzerinden geçen bir yıl gibi kısa bir süre sonunda İvan İlyiç, evliliğin hayatta birtakım kolaylıklar sağlamakla birlikte, aslında çok karmaşık ve sorunlarla dolu ağır bir iş olduğu sonucuna vardı. Bu nedenle evlilikteki görevlerini yerine getirebilmek, yani toplumsal çevrenin de onaylayacağı incelikli bir hayat sürebilmek için, memuriyetteki gibi belli bir yol, yöntem geliştirme gerekti. İvan İlyiç de böyle bir yöntem geliştirdi. Evlilik hayatından tüm beklentisi ev yemeği, ev kadını (ve elbette onunla paylaşılacak yatak), ama özellikle toplumun dayattığı o geleneksel görüntüydü.
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 12. Basım·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Reklam