Kıpçak KÖTE'nin oğlu MANKUŞ, bozkırda avlanıyormuş, Açık bozkırda eskiden beri aralarında hasımlık olan düşmanı AKKUBUL (Ak Köpek) ile karşılaşırlar. Anlı şanlı pehlivan AKKUBUL, bıyığı yeni terlemiş genci öldürdü. Haber Dinyeper'e, KÖTEN Han'ın diyarına ulaşır ulaşmaz, o SAPOROJE dövüşçülerini yanına alıp Akkubul'un üstüne DON'a yollandı. Saporojiler Don'un altını üstüne getirdiler. Yaralı Akkubul zar zor canını kurtarır, ancak gücünün onlara yetmeyeceğini anlayınca küçük kardeşi ENSER'i gönderip Moğolları yardıma çağırır.
Moğollar KALKA yenilgisinden beş yıl sonra ''1228'' yılından davetle gelmiş oldular. Bu, Deşt-i Kıpçak'ın alın yazısı oldu. Cengiz Han ocağının yeni yetmeleri Kıpçaklara olan kinlerini unutmamışlardı. Kimseye acımadılar hatta Akkubul'un kendisine'de..! Yolda rastladıklarını tek tek, deste deste kılıçtan geçirdiler...
Kafkas dağlarının kuzey eteklerinden Don'un aşağı akımlarına kadar uzanan toprakları kontrol eden ve iktidarı babadan oğula geçtiği
( Osen, Şarukan, Otrok, Konçak, Yüri)
meşru Şarukan Hanedanı tarafından yönetilen Don Kıpçak Federasyonu gördüğümüz gibi, 1022 yılında erken göçebe feodal devletine dönüşmeye başlamıştı.
Tibetliler atalarının bir dişi maymunla bir orman rakşasa
sının (iblis) birleşmesinden; Moğollar bir bozkurtla bir alageyiğin,
Tölesler bir kurtla Hun yabgusunun kızının, Türkler ise Hun prensi
ile bir dişi kurdun birleşmesinden türediklerini varsayarlar.
Rivayete göre (onların söylediğine göre):
Hun hükümdarının çok güzel iki kızı vardı. Onlara kutsal oldukları gözle bakılıyordu. Hükümdar "Ben bu kızları normal herhangi bir insana veremem, onları Göğe (Tanrı) vereceğim," dedi. Bu sebepten merkezinin dışındaki insan ayağının basmadığı
bir yere kule gibi bir bina yaptırıp "Göğün kendisi gelip alsın," diye dilekte
bulunarak iki kızını oraya yerleştirdi.
Aradan üç yıl geçtiğinde kızların anası onları geri getirmek istedi. Hükümdar "olmaz, hala vakti gelmedi," dedi.
Bundan bir yıl daha geçtikten sonra, yaşlı bir kurt gelip kule-evin altına in kazdı ve gece gündüz uludu. Bunu gören küçük kız: "Bizi babamız, Gök' e vermek için buraya yerleştirdi. Şimdi buraya bir kurt geldi. Belki onun gelişi bir iyiliğin işareti olmalıdır" diyerek evden çıkıp kurdun yanına gitmek istedi. Ablası "bu hayvan, ona varıp, ata -anamızı küçük düşürme," diye karşı çıktı. Onu dinlemeyen kız kardeşi kurda vardı. Onunla evlenip bir oğlan doğurdu. Bu oğuldan gelen torunlar çoğalarak kendilerine bir devlet kurdular.
Bu sebepten onların insanları uluyan kurt gibi konuşurlar.
Not:
Bu rivayete göre diğer kurttan türeyiş destanlarından en önemli farkı '' Kurt'un erkek olmasıdır.''