Furkan Özata

Furkan Özata
@Furkn68
Tenri Türüküg Közedzün, Yegedzün
Necmettin Erbakan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı
Aksaray/Konya
Aksaray
7 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Bir köyde köyün ileri geleni diyor ki tamam burda dağıttınız ama tepede bir yaşlı teyzemiz var. Bu teyzenin ismini de yazmadık o gün gelmemişti buraya biz unutmuşuz onada yardım verebilir misiniz? Bizimkiler de hemen tamam diyor ama o eve gidecek yol yok kış günü bizim 2 tane askerimiz ama bu Subayımız. Biri Yüzbaşı biri Binbaşı. Omuzlarına alıyor kutuları ve eve kadar gidiyorlar. Kapıyı çalıyorlar. Kadın çıkıyor, yaşlı bir kadın. Çoluğu çocuğunu kaybetmiş. Savaşta. Yaşlı bir kadın. Omuzlarda kutuları görünce Türk müsünüz diyor. Bizimkiler evet diyor. Geleceğinizi biliyordum, bizimkiler kapıya oturuyorlar. Çırpınırdı Karadeniz marşın bir beyiti vardır. Vefalı Türk geldi yene diye. Oturuyorlar. Vefalı Türk geldi yene selam Türk'ün bayrağına diye o marşı orda okuyorlar. Türk budur, yani Türk yardım götüren değil, bakın Türk BEKLENİLENDİR.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben bugün ki medeniyyetin güzellik ve sanat abidelerine, fen ve hikmet kürsülerine, heykellerine, sütunlarına ve bunları yaratan ve yaşayan insanlarına bakıyorum, gözlerimin önüne memleketimin ve bütün dünyanın sefil ve mazlumlarını, esir ve kurbanlarını getiriyorum, bu zavallıları bu medeniyyet ve bu medeniyyetin insanlarına gösteriyorum; Mesihin Kudüs'te Sloam'ın sarımtıra suları önünde etleri dökülmüş hastaların, yerlerde sürünen kötürümlerin karşısında müheykel bir musevi mabedine onun hahamlarına söylediği bir sözü en yüksek sesimle bende onlara söylüyorum: "Bunlar varken, bunları kurtaramazken bu taş yığınlarının ve bu et ve kemik yığınlarının ne lüzumu var." diyorum.
"Türk" Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum. Volkan söner, lâkin benim alevlerim eksilmez; Bora geçer, lâkin benim köpüklerim kesilmez.
Ezan sesinden rahatsız olan İspanyolları, galibiyet sonrası şükür secdesi ile ülkelerine geri postalayan Fas'a kocaman bir helal olsun. #FAS
Sonbaharın altın yapraklarına bürünmeye başlayan, seması bakır renginde bulutlarla yüklü Paris'in hakiki sokak ruhu kalabalık, evler, mağazalar, ağaçlar, otomobiller değil, fakat o sade giyinmiş, eşsiz Anadolu halkının, bütün musikilerden daha güzel olan cıvıltısı ve onun etrafa sihirli bir akım gibi dağıttığı pudra ve lavanta kokularıyla dolan o anlatılmaz, o hafif, o munis, o sarhoşlatıcı tatlı bir havadır!