Bazı kitaplar vardır, görünüşleriyle insanı korkutur. "Tuğla" gibidir, takoz olarak kullanılabilir ve hatta yeterince inatçıysanız onunla ağırlık çalışıp kas yapabilirsiniz.
Bu kitaplar genelde çok övülür çünkü bu tuğla kitaplar çoğunlukla yetenekli ve işine önem veren yazarlar tarafından yazılırlar. İşine önem vermeyen, sabrı olmayan bir yazarın bin sayfaya yakın bir kitap yazması elbette beklenemez.
Bir de bunun okur ve sayfa sayısı tarafı vardır. Bir okur bin sayfa okuduktan sonra hâlâ o kitabı okumak istiyorsa elbette o kitap harika olmak zorundadır. Çünkü yüz sayfalık bir kitabı övmekle bin sayfalık bir kitabı övmek çok farklı şeylerdir.
İşin özü dostlarım, epik fantastik seviyorsanız bu kitabı düşünmeden okumalısınız çünkü düşünmekle vakit kaybettiğiniz her saniyeden pişman olacaksınız.
Kitabı Buz ve Ateşin Şarkısı veya Yüzüklerin Efendisi gibi efsane serilerle karşılaştırmayacağım çünkü bu kitap iyi olduğu kadar farklı ve farklı şeyleri birbiriyle karşılaştırmak uygun değildir. Yine de hislerimi özetlemem gerekirse şunu diyebilirim:
Kusursuz bir epik fantastik romanda ergenken okuduğum bir genç kurgunun heyecanını yaşadım.
Epik fantastikler bizi kurgusuyla büyüler, genelde yetişkin kısma hitap eder. Genç kurgular ise ergenken okunduğunda kahramanlarıyla etkiler. Sanki hikayedeki kahraman bizmişiz gibi hissederiz. Bu mucizevi kitap ikisini aynı anda yaşattı. Kesinlikle okumalısınız.
Ha unutmadan, etrafı üç kısımlı bir sessizlik kaplamıştı...