... Böyle düşününce içimde kırçıllı bir his beliriyor. Çok kışlık ve çamurlu gibi, gri gibi, dikenli gibi. Yaklaşırsam başkasına batacak, hiçbir şey yapmazsam kendimi yaralayacak türden tehlikeli bir şey.
İnsan habis mi doğardı? İlle de böyle mi ölmek zorundaydı? Yeni doğmuş sabileri düşünüyorum mesela. Ne hasenata hayrata, ne falsoya fesada mecali olanları. Sallanan bir beşikte, sersem sepelek seyrederken alemi, hepi topu diş çıkarmayı filan beklerlerdi. Sonra ne zaman çıkarırlardı dünyaya dişlerini? Ne ara bilerlerdi? Ne vakit başlardı bile isteye incitmeye diğerlerini? İlk gerçek günahlarını ne zaman işlerlerdi?
Sıcağı sevmezdim. Ateşi sevmezdim. Cezayı sevmezdim. Çünkü insana en çok suçunu hatırlatırdı. Onca teşrikimesaimize rağmen, kolayca tahmin edebileceğiniz üzere, suçluluktan da zerrece hazzetmezdim.