Kafka, tanışmalarının ardından yaklaşık bir ay sonra Felice'ye ilk mektubunu yazarak yaklaşık beş yıl sürecek olan ilişkilerinin ilk adımını atar. Felice bu süreçte yazılan mektuplara Kafka'nın isteği üzerine uzun yıllar sadık kalıp, onları saklar. Ne var ki ileri yaşlarda, sefaletin vermiş olduğu etkiyle mektupları bir yayınevine satmasıyla, mektuplar gün yüzüne çıkar.
Felice Kafka'nın ilk aşkı diyebiliriz. Yazdığı ilk mektupta yazma konusunda iyi olmadığını söylemesine rağmen, dur durak bilmeden Felice'ye mektuplar yazar. Defalarca günde sadece tek bir mektup yazma sözü versede, bu sözüne sadık kalamaz. Her attığı adımı, her yaptığını, her düşüncesini Felice ile paylaştığı gibi aynı şeyi ondan da bekler. Felice'nin mektupları birkaç saat bile geç gelse adeta deliye döner. Kafka'nın Milena'ya mektuplarını büyük bir hayranlıkla okumama, ona duğduğu bağlılığı her satırda hissetmeme rağmen bu mektuplar için aynı şeyleri söyleyemiyorum. Çok karanlık bir iç dünyası var Kafka'nın. Duyguları çok karmaşık ve dengesiz. Devamlı bir bunalım halinde. Bundan dolayı hep bir güven problemi var aralarında ve bunun sonucu olarakta inişli çıkışlı bir ilişki. Bence Kafka tam olarak aşka aşık biri. Bu mektuplaşma ile kendine kurduğu hayal dünyasında yaşadığı aşkla besleniyor. Adeta bir tutku gibi yaşıyor bu durumu. Zira bu süreçte en ünlü kitaplarını yazması da bunun bir göstergesi. Çünkü Kafka hayatını edebiyata adadığını kendi de söylüyor. Bu karmaşık ilişki Kafka'ya istediğini versede Felice için durum hiç öyle olmuyor. İki kere nişanlanmalarına ve defalarca fırsatı olmasına rağmen, çok az kez yüzyüze görüşüyorlar. Kafka görüşmeye hep mesafeli. Hatta Felice sürpriz yapıp gelecek diye resmen korkuyor. Zaten evliliğe de hep mesafeli yaklaşıyor ve sonunda kendisine tüberküloz teşhisi