En güzel yıllarımızı bize bir kez daha yaşama imkânını tanımayan Tanrı'nın, saniyelik teselli mükâfatı olmalıydı hatırlayabilmek ki buna da bin şükür!
Ya hiç hatırlamasaydık!
Dört yıl boyunca hangi yöne baksanız acı. Ama bu diz boyu acının içinde, kocalarıyla oğulları tepelerde savaşır, şehit düşerken, Boşnak kadınları üzüntüden zamansız ağaran saçlarını inadına soğan suyuyla boyayıp vamulmuş topuklu ayakkabılarını inadına giyerek dimdik vürümüşler sokaklarda. Onca yokluğa ve mezalime karşın şehirlerini asla tek etmemişler. Kaçmamışlar.
Oysa gurbetlerin en ağırı, gurbet acısını sılada çekmektir.
Vatanı vatan yapan değerlerin, her gün biraz daha yıpranmasına seyirci kalmaktır. İnsanın kendini vatanında öteki hissetmesidir. Ah ne kadar çoktu, öz vatanının çiçeksiz bahçelerinde gezmeye mahkûm olan ötekiler! Öz vatanında bırakın öteki muamelesi görmeyi, vatan haini gözüyle bakılanlar, altüst olan değerlerin, yıkılan kurumlarin taşı toprağı altında kalanlar!
Sforza Sarayı'nda tanıtım elbette bana ait bir ayrıca lık değildi; İtalya'da saray bolluğundan geçilmiyordu ve içlerinde gündelik yaşamın çok zor olduğu bu görkemli binalar işlevsiz kalmasınlar diye, kültürel ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapıyorlardı.