Turk Tarih Tezi'ne göre Anadolu medeniyetleri Orta Asya kökenlidir . Yapılan kazılar ve buluntular bunu göstermektedir. O halde Anadolu halkını çeşitli unsurlara ayırmanın ve hepsini ayrı ayrı adlarla çağırmanın belirli bir propagandaya alet olmak dışında başka bir anlamı yoktur. Millet birdir ve bütündür.
Atatürk milliyetçiliği, Misak-ı Milli sınırları içindeki tüm etnik unsurları kavrayan, irka değil dil bir liğine, toplumsal dayanışma ve toplumsal birlikteliğe dayanan, bölücü değil birleştirici bir düşüncedir. Atatürk'ün ifadesiyle: “Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Atatürk'ün millet tanımındaki bu "Türkiye halkı” ifa desi, Atatürk'ün kafasındaki “Türk milliyetçiliği” anlayışının, Anadolu'daki tüm kimlikleri kavrayan ve ırkçılığı redden bir an layış olduğunu çok açık bir şekilde göstermektedir.
Atatürk, Cumhuriyeti kuran, asker kökenli bir devlet adamıdır. Onun düşünce yapısı, sosyolojik görüşleri ve olaylara yönelik bakış açısı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini oluşturmuştur. Bu nedenle Kemalist Sistem, bir ideolojinin ötesinde, özellikle “ulus-devlet modelinin” inşasına yönelik bilimsel nitelikte yaklaşımları, yönelim biçimleri ve çözüm pratiklerini kapsamaktadır.
Atatürk, arkeolojinin, arkeolojik bulguların ve müzelerin öneminin farkındadır; fakat 30'lu yılların Türkiye'sinde Darülfünun müderrisleri de dahil, tarihi eserlerin öneminin farkında olan pek fazla insan yoktur. Bu durumu gören Atatürk, Prof. Malche'nin, üniversite reformu hakkındaki raporunu incelerken bir kenara şu notu düşmüştür:
“Görülüyor ki mesele taştan, topraktan, vazodan söz etmekle sonuçlandırılamaz. Vazo denilen kıymetli eserlerden anlayan hassasiyette insan yetiştirmektir. Yoksa her çeşit enstitüler hayvan ahırı olur."