Aslında, 19. yüzyılın sonlarında bu uygarlıklar(Sümer, Mısır, Hitit, Yunan) gün ışığına ilk çıkarıldığında, Batı'nın sömürgeci emellerine alet olmayan Conder, Sayce, Clark, Taylor, Lenonmont, Hommel gibi “komplekssiz, gerçek bilim insanları” hiç tereddüt etmeden bu Antik uygarlıklarının “Türk kökenli” olduklarını söylemişlerdir.' Hatta, ünlü antropolog Pittard, İsviçre'den İstanbul'a gelip II. Tarih Kongresi'ne katılarak “Antik uygarlıkların Türklüğü” tezini savunmuştur. Ama çok geçmeden "emperyalizmin güdümün deki bilim insanları,” “gerçeğin peşinde koşan, tarafsız” bilim insanlarını susturacaktır. İlk bulunduklarında “Türk kökenli” oldukları söylenen ilk-çağ uygarlıkları, ne olduysa birdenbire “Hint-Avrupalı” ilan edilecektir!..
Tarihi kullanan emperyalist Batı'nın bir diğer amacı da ilk ve Ortaçag haritalarını yeniden canlandırılmaktı. Bu amaçla. Nasturiler, Keldaniler gibi tarihin ölü halklarına bile Anadolu coğrafyasında yer aranıyordu. Amaç, Türklerin Anadolu'ya son radan gelen, Anadolu'nun yerli halklarını katlederek bu toprak lara yerleşen “istilacı" bir kavim olduğunu kanıtlayarak Türkle rin Anadolu'dan atılmalarına tarihsel zemin hazırlamaktı.
Emperyalist Avrupa'nın güdümlü bilim insanları Darwin Teorisi'nden ilham alarak Doğu'nun en güçlü imparatorluğunu kuran Türklere saldırmaya başlamışlardı. Onlara göre Türkler; barbar, geri ve ikinci sınıf bir ırktı; uygarlaşmaları için yapılan çalışmaların sonuç vermesi çok zordu; böyle “ilkel” bir ırkın baska ırkları yönetmesi ise imkânsızdı!
Çocuk kitabı ama... Bence önce anne babalar okusun... Çocukluk çok güzel bir dönem ve biz yetişkinler ne zaman çocukluğumuzdan kopuyoruz o zaman evlatlarımızın çocuk olduğunu unutuyoruz... Hasibe Hesapoğlu harikasın:)