Biliyorum ki sen bir havai kuşsun. İstersin bir şair aşktan konuşsun. Nedim gibi Saadabad'dan konuşsun. Faruk Nafiz gibi yangınlı, Keremce aşklardan dem vursun.
Misket elması yüklü ağaçlar altında seni bir kez olsun öpecek miyim? Ak kiraz çiçeklerinden taçlar altında sana aşkımı söyleyebilecek miyim? Ben ki özgürlüğümde bile seni öpmeyi suç sayanlardandım. Ruhumu salt aşkının ölümsüz miskiyle yıkamak isterdim. Yine burada seni, ayışığı vurmuş güzelliğinle düşünüyorum. Dört yanımı çevreleyen uçuruma düşmemek için senin güzelliğinle, insancıl inanışlarımın granit kayasına sarılıyorum. Sen artık erişilmez bir cennet düşünden başka bir şey değilsin, Dante'nin erişilmez Beatriceʼsi gibi, sana ancak şiir yazılabilir. Seni ben, içimde ölümsüzlüğe uzayan ak ışıklarla yıkanmış üzgün bir gerdek gecesi şiiri gibi taşıyorum.