Gam

İlkel Beyin
“Hayata ilkel hayvan gibi geliyorduk, sonra memeli hayvan oluyorduk ve en sonunda insana dönüşüyorduk sanki. İlkel insanın ilk işi vahşi doğada hayatta kalmaktı. Korku, yanılma, biraz da paranoya olmasa nasıl hayatta kalacaktı? En ufak bir ses beynin korku bölümünü harekete geçirmeliydi. Evet, ses çıkaran belki sadece bir sincaptı ama ya kaplan olsaydı! Korku bölümü harekete geçmese, korku hormonu oraya buraya yayılıp da onu, savaşabileceği büyüklükte ise savaşmaya, kaçması gerekiyorsa kaçmaya, hiç şansı yoksa donmaya hazırlamasa ne olurdu! Düşünmeye vakit ayırmak sadece ölüm getirirdi. O yüzden beyin, hayatta kalma adına, devamlı çevreyi taramalı, neler olup bittiğine dikkat kesilmeliydi; yüzleri, sesleri, tatları, dokunmaları, her şeyi. Evrene bakınca, zamanla sofistike üst fonksiyonların nasıl geliştiğini; korteksin, mantık, karar verme yeteneği, dürtü kontrolü, dil gibi pek çok beceriyi nasıl geliştirdiğini bulmak mümkündü.”
Sayfa 65 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sezilen His
”Terapide devam eden pozitif değişim ancak danışanın getirdiği konunun sözsüz ve bedensel hislerine erişim kabiliyeti ile mümkündür.”
Sayfa 49 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
İki Yıl Önce
”Michael’ la kendini düşün, harika bir sohbet anında; gülüyorsunuz, sakinsiniz, her şey doğal akışında. Hayatın bu haline sakin akan nehir diyelim. İlişkiniz de bu nehrin üzerindeki kayık olsun. Niyetim farklıydı ama söyledigim bir sözü ya da bir davranışını, bir bakışını yanlış anladı. Ses tonu yükseldi, gözleri büyüdü, çenesi kilitlendi. İşte o an, nehrin dalgalanma hali. Ya da diyelim ki tersi oldu. Michael bir şey söyledi ya da yaptı ve sen de dondun kaldın; gözlerin boş bakıyor yüzün ifadesiz. İşte o an nehrin buz tuttuğu, hiç akmadığı hali. Dalganın ya da durgunluğun sebebini anlatmanın nehrin düzelmesine bir yardımı olmaz. Yapman gereken o an hemen kayığı kurtarmak. Hayati tehlike geçtikten sonra yani nehir yeniden sakin akarken yaparsın konuşmanı.”
Sayfa 31 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
İki Yıl Önce
”Bebekler; altını ıslatmak, acıkmak gibi içsel fiziksel uyaranlarla ya da yüksek ses, parlak ışık gibi çevresel uyaranlarla yalnız baş edemezler. İnsan yavrusu bütün türler içinde en çaresiz ve bakıma muhtaç olandır; ne kendini duyabilir ne de rahatsız olunca ışığı kapatabilir. Acıktığı için ağlayan bir bebeğin sadece karnını doyurmak yeterli değildir; onun sinir sistemini sakinleştirmek için göz teması, ses tonu ve dokunma şarttır. Ebeveynin bu anlamdaki davranışlarının tümü bebeği regüle etmek demektir. Bu sadece bebeği sakinleştirmek anlamına gelmez, çok uyarılmış bir bebeği daha dengeli bir noktaya çekmek ve hissizleşme derecesinde tepkisizleşmiş bebeği de daha yukarı çıkarmak gerekir. Yine bunu yapabilmenin de yolu göz teması, ses tonu ve dokunmadır. Regülasyon, bebeğin tek başına yapabildiği bir şey değildir. Ve hayatın ilk yıllarında bunun onun adına yapılması şarttır. Ebeveynin bebeği regüle etme haline regülasyon denir. Bebek büyüdükçe karşısındaki kişi tarafından regüle edilme halini içselleştirerek kendi kendini regüle eder hale gelir; buna da öz-regülasyon denir; tabii şayet hayatının ilk aylarında ve yıllarında sağlıklı bir regülasyon sistemi geliştirebildiyse. Bütün bu süreç, hayatın ilerleyen yıllarında sosyalleşirken ve ilişki kurarken son derece belirleyicidir. İki kişinin birbirini karşılıklı regüle etmesi, yani eşimiz, arkadaşımız ya da o anda ilişki halinde olduğumuz herhangi birinin sinir sistemi yukarı çıkarken kendi sistemimizi dengede tutarak onunkini aşağı indirmek ve onun da bize aynısını yapması interaktif regülasyondur. Bu regülasyon çeşitlerinin hepsine yetişkinlikte ihtiyaç vardır.”
Sayfa 30 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor

Gam

, şu anda okuyor
%74 (176/236 syf.)
Nilüfer Devecigil
8.3/10 · 3.281 okunma