“Hayata ilkel hayvan gibi geliyorduk, sonra memeli hayvan oluyorduk ve en sonunda insana dönüşüyorduk sanki. İlkel insanın ilk işi vahşi doğada hayatta kalmaktı. Korku, yanılma, biraz da paranoya olmasa nasıl hayatta kalacaktı? En ufak bir ses beynin korku bölümünü harekete geçirmeliydi. Evet, ses çıkaran belki sadece bir sincaptı ama ya kaplan olsaydı! Korku bölümü harekete geçmese, korku hormonu oraya buraya yayılıp da onu, savaşabileceği büyüklükte ise savaşmaya, kaçması gerekiyorsa kaçmaya, hiç şansı yoksa donmaya hazırlamasa ne olurdu! Düşünmeye vakit ayırmak sadece ölüm getirirdi. O yüzden beyin, hayatta kalma adına, devamlı çevreyi taramalı, neler olup bittiğine dikkat kesilmeliydi; yüzleri, sesleri, tatları, dokunmaları, her şeyi. Evrene bakınca, zamanla sofistike üst fonksiyonların nasıl geliştiğini; korteksin, mantık, karar verme yeteneği, dürtü kontrolü, dil gibi pek çok beceriyi nasıl geliştirdiğini bulmak mümkündü.”