‘İnsan yaşadıklarını korktuğu için unutur ya da
utandığı için. Hatırlayınca acı veriyor diye unutmaz, acı kendini unutturmaz çünkü. Terapilerde açığa çıkan travmalar aslında unutulmamıştır, hep aynı yerde, zihnin ortasında, hatta gözlerin önünde bir yerde duruyordur, sadece dile gelmemiştir. Gerçekten unutulmuş, hafızanın kuyusundan söke söke çıkarılmış bir travma varsa, muhakkak benliği delik deşik edecek kadar büyük bir utancın ya da korkunun parçasıdır.’
‘Ne kış ne yaz bir dakika mesut olmayı bilemeyenler bir memleketi mesut etmeyi nasıl bilsinler? Sırf memleketin saadeti için şahsen mesut olmanın hünerini öğrenmeye muhtacız.’
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
‘Mustaripler yalnız "Mustaribim!" diye bağırabilenler değildir. Bilinmez niçin, acıyı hayata katan kudret, insandan başka hiçbir mahluka acının sırrını açığa çıkarmak imkânını vermemiştir.’
Sayfa 16 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
‘İşte bugün, ormanda, sonunda inandığı şeylerin etkisini görüyordu. Korku, umutsuzluk, öfke, pişmanlık, utanç ve sefalet. Bağ kurmaktan, sevmekten ve keşfetmekten korkuyordu. Ölmekten ve yaşamaktan korkuyordu. Özgürdü ama bunu bilmiyordu; yorum ve hikâyelerinin duvarlarıyla hapsolmuş, kendi inşa ettiği gerçekliğin sürekli transına düşmüş hissediyordu. ..
Kendisi ve her şey hakkında doğru olduğuna inandığı şeylerin ona nasıl acı verdiğini gördü. Zihninin, yargılar konusunda doğru olma ihtiyacının acıyı nasıl büyüttüğünü düşündü. O, şansları değerlendirmekten o kadar korkuyordu ki riske girmeye ve aşka güvenmeye yanaşmıyordu; geçmişteki hayali başarısızlıklar ve gelecekteki olası trajedilerle dolmuştu. En çok korktuğu şeylerden korunmak için savunmaya geçiyordu; nefret edilip sevilmediğine, yeterince iyi olmadığına, fazla ya da eksik olduğuna, hayal kırıklığı yarattığına, aptal, utanç verici ve değersiz olduğuna inanıyordu.’