Her insandan diğerine akar iyilik; hiçbirine ait olmadan, hiçbirinin yanında kalmadan akar. Çünkü her insan, kendi içinde, bir başkasının eksiğini tamamlayacak bir fazlalık saklar.
Namaz, alışveriş konusu değildir. Cennet köşelerinin çetelesinin tutulduğu, huri sayılarının alt alta toplandığı, Allah'ı borçlu çıkaran bir alacak defteri değildir. Varlığının, kendisine borç verildiğini fark eden insanın, borçluluk mahcubiyetiyle yaşama nezaketidir.
"İnsan sürekli deli gibi iyileşmek istiyor. Üzüntü içinde bir dakika durmaya sabrı yok. O ıstırabın nasıl bir görevi olduğunu bilmek dahi istemiyor. Bir an evvel geçsin istiyor. Sıkıntısı bir an evvel sona ersin. Geçerken vereceği öğretileri kişi kazansın ya da kazanmasın. Oysa mümine hüzün yakışır. İnsan kalbine hüzün içinde de durabilmeyi anlatabilmeli" Evet şimdi kalbim hüzün içindeydi. Ne diyordu Derviş Dede de,
"Dert ne kadar derin, Allah o kadar yakın."
Bunun ne kadar zamandır devam ettiğini öğrenmek istediklerinde ise hayret verici bir keşif yapmışlar. Bunun için milyonlarca kitabın taranmış olduğu Google Kitaplar'a bakmışlar. Sune ve ekibi 1880'lerden günümüze kadar yazılmış kitapları, metinlerde geçen yeni tabirlerin ve konuların yükseliş ve düşüşlerini tespit edebilen
bir matematiksel teknik -bilimsel adıyla "n-gram tespiti"- yoluyla analiz etmeye karar vermiş. Bir nevi geçmişin hashtag'lerini bulmak olmuş bu. Bilgisayarlar -Harlem rönesansı ya da "anlaşmasız Brexit" gibi- yeni tabirleri tespit edip ne kadar süre tartışıldıklarını, ne hızla ortadan kaybolduklarını gösterebilir. Bizden önceki insanların yeni bir konu hakkında ne kadar zaman konuştuklarını öğrenmenin bir yoludur bu. Sıkılıp sıradaki konuya geçmeleri kaç hafta, kaç ay sürüyor? Verilere baktıklarında ortaya çıkan grafiğin Twitter'dakine çok benzediğini görmüşler. 130 yıldan uzun süredir, her
on yılda konuların gündeme yerleşme ve gündemden düşme hızı gitgide artmış.