Gamze Budak

Gamze Budak
@GamzeBudak
+After all this time? -Always...

Gamze Budak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2026 8. kitabı
Jean-Marc Rochette
8.8/10 · 39 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·112 syf.··
2026 4. kitabı
Hikâye, dışarıdan bakıldığında büyükannesiyle aynı evde yaşayan bir kız çocuğuyla başlar. Daha kitabın ilk sayfalarında aralarındaki soğukluk hissedilir. Bu mesafe; geçmişten beri süregelen aile sorunlarının, bastırılmış duyguların ve yüzleşilmeyen gerçeklerin bir sonucudur. Ev, yalnızca birlikte yaşanan bir mekân değil, gizlenmiş aile sırlarının da taşıyıcısıdır. Kitap yer yer fantastik bir atmosferle ilerler. Evde duyulan garip sesler, büyükannenin yaptığı büyüler ve bunların yarattığı huzursuzluk, zamanla dış dünyanın da dikkatini çeker. Gazeteciler evin etrafını sarar. Başıboş kalan ruhların bir sığınak gibi kullandığı bu ev, aynı anda hem kalabalık hem de tuhaf bir boşluk hissi barındırır. Bir yandan sıcak, bir yandan iliklere kadar işleyen bir soğukluk verir. Dışarıdan oldukça sağlam ve görkemli duran bu ev, aslında içten içe kimsenin fark etmediği bir kırılganlık taşır. İçeriden bakıldığında hissedilen şey, yavaş yavaş ilerleyen bir çürümedir. Üstelik bunu karanlık ve sert bir dille değil, sezdirerek yapar. Gürültüsüz, yavaş ve kaçınılmaz bir çözülme hâli… Tam da burada tahta kurdu hem metafora hem de gerçekliğe dönüşür. Bir anda ortaya çıkan bir yıkım değildir bu; yılların biriktirdiği, zamana yayılmış bir tahribattır. Sessizce ilerler, fark edilmez, ama durmadan kemirir. Okura fark ettirdiği şey ise yalnızca bir evin çürümesi değildir. Tahrip olanın aslında kimliğimiz, geçmişimiz ve yaşamlarımız olduğunu hissettirir. Hayatımıza dair bilmediğimiz gerçeklerin, saklı kalmış sırların bizde yarattığı görünmez tahribatı açığa çıkarır. Ve belki de en çok şunu düşündürür: Dışarıdan dimdik görünen hangi yapının içinde, sessizce ilerleyen bir tahta kurdu vardır?
1000Kitap
Tahta KurduLayla Martínez · Yan Pasaj Yayınevi · 2023366 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 5. kitabı
Hayatta hepimizin yaşadığı güçlü duygular ve herkesten sakladığımız gizli arzularımız vardır. Bu bazen bir pişmanlık, bazen yalnızlık, bazen de beğenilme arzusudur. Kendimizi etrafımızdaki insanlara rağmen yalnız hissedip buna yakınırız. Hayattaki şansımıza küseriz. Mutlu olarak başladığımız evliliklerde bile, değişen süreçlerle birlikte duygularımızı ve düşüncelerimizi arka plana itip farkında olmadan kendi mutsuzluğumuza sebep oluruz. Ya da kendimizi yeterince güzel bulmadığımız için içten içe bir aşağılanma duygusu taşırız. Peki ya bunların sorumlusu, farkında olmadan sergilediğimiz davranışlarımız ve bastırdığımız duygularımızsa… İşte tam bu noktada tek bir şeker mucizevi bir etki yaratır; insanlara göremedikleri gerçekleri gösterip hayatlarını düzeltme şansı sunar. Ama aynı anda, insanın açgözlülüğünü de gözler önüne serer. Hikâye hikâye ilerleyen bu kitapta, insanların gizli arzularını gerçekleştiren çeşitli geleneksel şekerlerin bulunduğu bir sihirli şeker dükkânı ortak payda olarak karşımıza çıkar. Oldukça masalsı anlatılan bu dükkân, bakıldığında aslında bir metafor niteliği taşır. İnsanların en çok ihtiyaç duyduğu anda ortaya çıkar ve kişinin en gizli arzularına, bastırdığı duygularına göre şekillenir. Şekerler oldukça işe yarar gibidir… Tabii kullanım şartlarına uyulduğu sürece. Aksi takdirde yan etkilerinden dükkân sorumlu tutulmaz. Tıpkı hayat gibi; bedelsiz hiçbir şey yoktur. Belki de bu yüzden, herkesin hayatında bir kez yolu o dükkâna düşer. Peki bu şeker dükkânı nasıl ortaya çıkmıştır? Onun cevabı ise kitabın derinliklerinde gizlidir.
1000Kitap
Sihirli Şeker DükkânıHiyoko Kurisu · Athica Yayınları · 2025451 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 6. kitabı
1950’li yıllarda İran’da yayımlandıktan kısa bir süre sonra yasaklanan bu kitap, erkek egemen bir toplum içerisinde travmatize olmuş beş kadının yollarının bir bahçede kesişmesini anlatır. Bu bahçe; toplumun dar sınırlarından kaçan kadınların özgürce yaşayabildiği bir metafor mudur, yoksa ütopik bir toplum düzeni midir, tamamen okuyucuya bırakılmış bir alandır bana göre. Kitaptaki her kadın, İran’daki kadınların farklı bir yönünü temsil eder. Mehdokht; kendini buz gibi bir ağaç olarak betimleyen, bekâret ve namus baskıları yüzünden cinselliği reddeden bir kadındır. Binlerce tomurcuğunun rüzgârla savrulup yeşerdiği bir ağaç… Onun dönüşümü, kadın bedeni üzerindeki toplumsal tahakküme güçlü bir metafor sunar. Faize; yaşlandığını fark edip hâlâ evlenememiş olmasının baskısıyla hayatını erkek onayı üzerine kurmak zorunda hisseden, dindar ve geleneksel bir kadındır. Tecavüze uğradıktan sonra yaşadığı kırılma ile değişir. Toplumun kadın namusu üzerindeki değer yargıları arasında sıkışıp kalmıştır. Munis; sadece dış dünyayı görmek ve okumak için evden çıkıp birkaç gün sonra döndüğünde “namussuz” olarak nitelendirilir ve abisi tarafından öldürülür. Kitaptaki büyülü gerçeklik boyutunun en belirgin karakteridir; ölmesine rağmen dirilip yeni bir bilinçle var olmaya devam eder. Bayan Ferruhlika; kocası öldükten sonra kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan varlıklı bir kadındır. Hayatını hep beğenilmek üzerine kurmuştur. Diğer dört kadının yolları da onun bahçesinde kesişir. Zerrinkülah; fuhuşa zorlanan bir kadındır. Hayatını erkek bedenlerinin adeta bir hapishanesinde geçirmiştir. Zamanla erkeklerin yüzlerini görmemeye başlar; tüm yüzler silikleşir, hepsi tek bir bedene dönüşür. Gerçek ile hayalin iç içe geçtiği, yer yer okumayı zorlaştıran metaforik diliyle Erkeksiz Kadınlar
1000Kitap
Erkeksiz KadınlarShahrnush Parsipur · Can Yayınları · 20242,188 okunma