Prnysen'ın Lambadaki Ardıçkuşu romanındaki Gunvor'ın şakağında bir yara izi vardır. O, sık sık bu yaraya dokunur, yarasını sevip okşar.
Yaramı sevip okşuyor muydum ben?
Bir elektrik düğmesini kapatır gibi şimşek hızıyla.
Şimdi her şey nereye gitti, ölünün yüzü, ölünün alnının ardındaki resimlerin izleri, diktiği elbise, eve getirdiği her şey, şimdi yok oldu, bembeyaz karın altında, kahverengi çelengin altında.
Bir düşün hele! Bunu yaşayacağım varmış.
Yine de.
Kopmak ölüm gibi, diye düşündüm; başlarda insanın canını yakıyor, sonra yokluğa alışıyorsunuz, diğeri, ölen kişi, yavaş yavaş yok olup sizden uzaklaşıyor.
İnsan gençken kendini bir bütüne, insanlığın temel ilkelerine bağlı hissetmez, insan
gençken bir sürü şey dener çünkü hayat bir genel prova gibi algılanır, perde gerçekten açıldığında değiştirilebilecek bir prova gibi. Ama gün gelir perdenin her daim açık olduğu kafasına dank eder. Sahnelenen, oyunun kendisidir.