Egemen güçlerse bu kez muhafazakar/milliyetçi cepheyle ittifak kurmaya çabalıyorlardı. Toplumsal uyanış ve beraberinde doğan sınıf savaşımı bu anlamda onlar için fazlasıyla tehlikeliydi. Alt tabakayı birbirine kırdırmak en mantıklı seçenek gibi görünüyordu. Ve böylece Ülkü Ocakları’nın temelleri atılıyordu. Alternatif bir gençlik yaratılarak devrimin önü kesilmek isteniyordu. Bu ABD’nin Soğuk Savaş süresince uyguladığı klasik bir taktikti.
ODTÜ gibi Amerikan sermayesiyle kurulan bir üniversitede öğrencilerin uyanışı gerçek bir devrimin ayak sesleri gibiydi. Çünkü ODTÜ’nün kurulmasındaki amaç, öğrencilerin ağır teknik derslerle sindirilerek sadece kapitalist düzen için gerekli olan teknik eleman niteliğinde piyasaya sürmekti. Öğrencilerin siyasetle ilgilenmemesi için yoğun bir çaba sergilenmekteydi. Amerikan sermayesinin Türkiye’deki planı o dönemdeki reaksiyonlar sebebiyle ters tepmişti. ODTÜ bir anda Amerikan karşıtlığının sembolü haline dönüşmüştü.