Nasıl bir anne - babaya sahip olduğumuz o kadar da önemli değil çünkü onları seçmek bizim elimizde değildi.
Ama nasıl bir anne - baba olacağımız çok önemli çünkü bu seçim bizim elimizde.
Bir de toplumumuzda namus,bekâretle değerlendiriliyor.Bu değerlendirmeyi yapanlar yine erkekler oluyor.Hâlbuki namus,şeref,bekâret gibi değerler kişinin kendisine aittir.Bunlar üzerindeki söz hakkı,bunlara sahip çıkma hakkı kişinin kendisine ait olmalıdır.Beyinlerinde başkalarının göremeyeceği şekilde namussuz olan insanların,namus temizleyiciliğine,bekâret bekçiliğine soyunmaları, hele de tamir etmek için namussuzluk yapmaları,buna da kendilerince bir takım yasal kılıflar bulmaları ne kadar iğrenç.
Bizler,anne - baba olarak kucağımıza alıp sevmediğimiz, öpüp okşamadığımız tatlı bir tebessümü dahi esirgediğimiz,dost olamadığımız nice Ayşe'lerin ölümüne neden olabileceğimizi düşündük mü?Aradığı güveni ailesinde bulamayan çocuklarımızın sevgi maskesi giydirilmiş sahte bir gülücüğe,tatlılıkla süslenmiş bir çift söze nasıl da kanıp gidebileceğini anlamamız için daha kaç Ayşe'nin evden kaçması, intihar etmesi gerekiyor bilmem ki?
Kalbinde onu daima şüpheye düşüren bir tereddüt vardı ki onun tarafından sevildiğine tamamıyla kanaat edemiyor ve bu his onu günden güne yiyerek,kalbinde bütün mevcudiyetini kemiren bir kıskançlık uyandırıyordu.