Kulluk tanımakla başlar. Rabbimiz hem inzal ettiği kitap hem inşa ettiği evren ile bize kendini tanıtmaktadır. Hatta varlığının en büyük delillerini, mucizelerini bize bizzat kendimizde göstermektedir. Rabbini esma, fiil ve sıfat tecellileriyle tanıyıp bildikçe kulun hayret ve muhabbeti artmakta, hayreti hayranlığa, muhabbeti itaat ve ibadete dönüşmektedir. Yükü muhabbet olan kalplerin değer ve kıymetini kelam ifadeden acizdir.
Her insana düşen sorumluluk hem kendinin hem hayatın kıymetini bilerek yaşayabilmektir. Yolunu bulan suyun akıp gitmesi gibi hayat da akıp gitmekte dem be dem. Hayatın akması değil, nereye ve nasıl aktığıdır önemli olan. Her anı biricik olan ve bir kez yaşanan bu hayatın tekran yok. Giden geri gelmiyor, yitirilenin telafisi olmuyor.