Otele dönerken bu gece de "Hatrıralar"ıma devam etmek kararını verdim. Gene hayattan kaçıyorum galiba. Hayır kaçmıyorum. Hatıralar da benim hayatımdır.
Mezarına inip göğsüne çocuğunun resmini koyarken gözyaşlarımı tutamadım. Içimde, durmadan, "Baba,baba" diye seslenen o çocuk vardı. Babalığın manasını ilk defa olarak anlıyordum galiba.
Senin dilin benim dilim. Atalarımızın, dedelerimizin dili. Bir milletin varlığı, dili ve yurdu ile belli olur, öyle mi? Yüz elli yıldır, eski, Çarlık idaresi, bizi cennet yurdumuzdan sürdü, astı, kesti. Bugünkü kızıl Rus idaresi de, şuracıkta bir avuç Tatar'ın canlı dilini kesiyor...