Cengiz Dağcı

Cengiz Dağcı

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.6
1.930 Kişi
okuyor-dolu
7bin
Okunma
v3_begen_dolu
619
Beğeni
goz
16,6bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Kırım-Tatar Roman Yazarı
Doğum
Gurzuf, Yalta, Kırım, 9 Mart 1919
Ölüm
Soutfields, Londra, İngiltere, 22 Eylül 2011
Yaşamı
9 Mart 1919 tarihinde Kırım'ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğar. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçer. İlkokulu köyünde, ortaokulu Akmescit'te bitirir. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığınır. 1946'da Londra'ya yerleşir. İngiltere'deki hayatı da hiç kolay olmaz; bir taraftan yazarken en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak zorunda kalır. "Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Türkiye Türkçesindeki ilk kitabı 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayınlanan Korkunç Yıllar'dır. Yaşar Nabi ile mektuplaşarak tanışan Dağcı, eserlerini de posta yolu ile gönderir. Soğuk savaş şartlarının siyasi etkilerinin hissedilmesi, Sovyetler Birliği'nin sol entelijansiya ile kurduğu ilişkiler ve fikir hayatımızdaki çatlamalar yazarı yalnızlaştırmak üzereyken, Ötüken Yayınevi ile tanışır. Ötüken Yayınevi vasıtasıyla yirmiden fazla kitabı Türk okuyucusuyla buluşturur. Dağcı Türk edebiyatının büyük yazarları arasındadır. Romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslupla aksettirir. Kitapları yıllarca elden ele dolaşır. Kırımla olan ilgisini hiçbir zaman koparmaz ve Kırım Türklerinin vatanlarına dönüşlerini anlatmayı ihmal etmez. Hatıralarında "Ben yalnızca Kırım'ın yazarı değilim ama Kırım'ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim" der. Hayatının son yıllarında içerisinde bulunduğu muhitteki karakterleri ele alan hikayeler de yazar. En büyük destekçisi savaş sırasında Polonya'da tanıştığı ve 1998 yılında kaybettiği kıymetli eşi Regina Hanım olur. Aralarında Yazarlar Birliği'nin ve İlesam'ın yılın yazarı, Türk Ocakları'nın üstün hizmet ödülü de olmak üzere sayısız ödül alır. En son 21.03.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından düzenlenen "Türk Dünyasında Zirve Şahsiyetler: Cengiz Dağcı" sempozyumuyla yazarlık macerası ele alındı. Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields'teki evinde vefat etti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun girişimleri ile Türkiye'den katılan kalabalık bir topluluk tarafından, 2 Ekim 2011 Pazar günü 69 yıldır görmediği Yalta'ya bağlı Kızıltaş köyünde toprağa verildi. Yazar böylece ebedi uykusunu doğduğu topraklarda uyumak imkânına kavuştu.
332 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Badem Dalına Asılı Bebekler
İnanılmaz!.. Uzun zaman oldu böyle baştan sonra akıcı bir kitap okumadım. Kitap o kadar güzeldi ki bunu nasıl dile dökeceğimi bilemiyorum. Belki bu inceleme size kitabı çok abartıyormuşum gibi gelecek. Kim bilir belki de incelemeden sonra kitabı okuyup benimle aynı duyguları paylaşır ya da tersi bir durum yaşayacaksınız. Şunu söylemeliyim ki Kırım yazar olan
kamera
Cengiz Dağcı
'yı tanımalısınız. Hepimiz Türk Kırgız yazar
kamera
Cengiz Aytmatov
' u tanıdık ve çok sevdik, işte aynı şekilde
kamera
Cengiz Dağcı
'yı da seveceğimiz kesin. Yazarın ilk olarak
kamera
Üşüyen Sokak
kitabını okumuştum ve açıkçası pek bir şey anlamadım kitaptan. Meğer bu kitabın devamı imiş. O yüzden diğer kitabı tekrar okuyacağım. Ben yazarın böyle güçlü bir kalemi olduğunu asla düşünmüyordum, kitap konusunda beklentim düşüktü ancak yanılttı beni. Bu beni aşırı mutlu etti. Kitabın adı oldukça ilginç ve dikkat çekici. İçeriği beni çok meraklandırdı. Hep şunu sordum 'neden Badem Dalına Asılı Bebekler?' diye. Bu sorunun cevabını kitapta öğrenmiş oldum. Gerçekten anlamlı olmuş isim ve tam yerinde. Kitabın adını siz de benim gibi okuyup öğrenin yahu :)) Geçelim içeriğe... Kitapta başından sonuna Haluk'un anlatımı hakim. Bu öyle bir anlatım ki yazarı hiç görmüyorsunuz, arada gizli dokunuşları var ama hemen kayboluyor ve bizi Haluk'la daha çok Haluk'un çocukluğuyla başbaşa bırakıyor. Haluk henüz çok küçüktür ve yaşamını, gözlemlerini anlatıyor. Anlatımda bir çocuğun olayları görmesi ve anlamdıramaması, kendince bir anlam arayışı var. Biz çocukken kötü olaylar olurdu ve ölümler yaşanırdı, çocuk halimizle anlamaya çalışırdık. İşte Haluk'ta öyle. O küçük çocuğun dünyasına giriyorsunuz. Kendi çocukluğunuzda ki izleri de anımsayacaksınız... Geçmişe yönelik anlatım hakim. Bu anlatım baştan sona o kadar iyi işlenmiş ki büyük Haluk'u hiç görmüyoruz; sadece küçük, masum, bir şeyleri anlamaya çalışan küçük Haluk görünürde. Kitap bize Kırım'da yaşanan savaşın da izlerini veriyor. Elbette o dönemde savaş hakim ve romana da yansımış. Türk yazarlarımızda da savaşın zor yanları, masumlar üzerinde ki etkisi nasıl işleniyorsa Kırımlı yazarda da bunu görüyoruz, ayrıca
kamera
Cengiz Aytmatov
'da da bunu görmek mümkün. Tabi hepsi Türk yazar sonuçta ve dönemi en iyi yansıtan kişilerdir. Dikkatimi çeken nokta ise 'kızıl elma' idi. Kızıl elma Türkleri yansıtır. Kızıl elmanın hikayesini ise
kamera
Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu - Deve Gözü
kitabıyla çok daha iyi anladım. Eski Türklerden gelen bu simge bize eski Türk'ü gösterir. Ayrıca bu konuyu bizzat
kamera
Ziya Gökalp
işlemiştir. Türklerin eski atasını anımsatmak ve Türk ruhunu hatırlatma, yaşatmak bilinciyle seçilmiş. Kızıl elma hakkında ayrıntılı açıklamayı bir gün
kamera
Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu - Deve Gözü
kitabına inceleme yazmayı düşünüyorum. Umarım yaparım :) Kitap dediğim gibi baştan sona çok iyi bir anlatım ve akıcılıkla sürdürülmüş. Haluk'un çocukluk anıları, sevgisi, acıları sizi bir hayli içine çekecekir. Haluk'un gözünden dünyaya bakmak benim için farklı bir deneyim oldu. Umarım siz de seversiniz. Kesinlikle tavsiye ederim. Okumayan kalmasın. Keyifli okumalar :) Not: kitabı geç bitirmemin nedeni araya giren sınavlarım oldu maalesef..
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
256 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Türkistan’ın İstiklâli Vaadi
Öncelikle bu kitabı okumadan önce yapılması gerekenler vardır. İlk husus, Cengiz Dağcı’nın hayat hikâyesini okumak lâzımdır. Zor bir esirlik dönemi geçirmiştir. Bunu da bu eserine bütün doğallığı ile yansıtmıştır. “Türkçe bana anamın konuştuğu dil” diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Dağcı, romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslûpla aksettirir. Hatta hatıralarında “Ben yalnızca Kırım’ın yazarı değilim ama Kırım’ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim” der. Romanlarındaki karakterler, aslında içerisinde bulunduğu -bizzat kendi yaşadığı- olayları yansıtan karakterlerdir. Kendinden hep bir parça taşır. İkinci bir husus ise, bu kitap aslında Dağcı’nın “Korkunç Yıllar” kitabının devamı -nehir roman- niteliğindedir. Kitap aslında romanın içinde günceler barındıran bir eserdir. Hep bir geriye dönüş şeklinde ilerlemektedir. Geriye dönüşlerle anılar hatırlanmaktadır. Bu da eserin dikkat çekici bir özelliğidir. Kitaptaki baş karakter olan Sadık Turan aslında Cengiz Dağcı’nın hemen hemen kendisidir. İkinci Dünya Savaşı’nda hem Ruslar hem de Almanlar tarafından zulme uğrayan Kırım Türklerinin anlatıldığı, hiç Türkiye’de bulunmadığı hâlde Türkiye Türkçesi ile kaleme alınmış çok başarılı bir eserdir. Korkunç Yıllar eserinden tanıdığımız Sadık Turan ve beraberindeki Türkler, Nazi Almanya'sının Türklerden kurulu bir ordu kurması ve sözde, Türkistan'ın istiklâli vaadi verilmesi üzerine, esir kampından çıkmış ve Almanya saflarında Ruslara karşı savaşmışlardır. Sadık Turan, Türkistan davası için Alman üniforması giyip Ruslara karşı direnmektedir. Romanda Gamalı Haç ile Kızılhaç arasında kalan Kırım-Tatar-Özbek-Kazak Türklerinin yaşadığı dram, Türk’ün Türk’e kırdırılması politikaları etkili bir şekilde ele alınmıştır. Romanın unutamadığım sahnesi ise, Sadık Turan’ın korkunç bir emre karşılık Muhan adlı askerin kendi arkadaşları tarafından kurşuna dizilmesidir. Karşı çıkmadan Almanların sözünü dinlemesi üzücüydü. Sadık Turan, roman boyunca birçok dostunu savaşta kaybetmiştir. Sadık Turan’ın Alman üniformasıyla Türkistan ideali kurmasının olamayacağını anlaması 3 senesini almıştır. Romanda o bölüm şöyle geçiyor: “Sonunda Türkler (Kırgız, Kazak, Özbek, Tatar...) anlamıştı: ''Ama yalnız Türkistan'ın istiklâli uğrunda öleceğimize inanıyorduk. Yanıldığımızı anladık.'' '' Lejyonova'da Alman üniformasını ilk giydiğim gün harbin sonunun böyle olacağını düşünememiştim. Üç yıl, sırtımda taşımıştım bu üniformayı! Üç yıldır aynı ümit, yurdumu kurtarmak ümidi bana destek olmuştu. Şimdi yurt nerede, millet nerede kalmıştı? Türkistan'ın hürriyeti!.. Ne uzak bir hayaldi bu!'' Sadık Turan romanın sonunda esirlikten kurtulmuştur ama onun için hürriyetin bir anlamı kalmamıştır. Çünkü “Yurdunu Kaybeden Adam” için hürriyetin bir manası yoktur. "Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan...Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!"
kamera
Yurdunu Kaybeden Adam
yildiz
8.8/10 · 1.130 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
109 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Parlak idealler kitap sayfalarında kalır..
Cengiz Dağcı nın bir romandan ziyade uzun hikaye tarzında yazmış olduğu Kırım konulu Dönüş adlı bu eseri kendine özgü derinliği ile okurken beni büyük ölçüde etkiledi.. Bu uzun hikâyede Kırım’ın Gurzuf adlı kasabasında doğan Niyazi’nin anasız babasız geçen bir çocukluk sonrası okumak için Petersburg’a gönderilmesi ve sonrasında zaman zaman döndüğü memleketinde içinde kopan fırtınalar eşliğinde yaşadığı tereddütler ve sonrasında şahit olduğu hüzün dolu hadiseler anlatılmaktadır. Bununla birlikte eserde o dönem okumuş veya düzenli bir eğitim görmemekle birlikte memleket meselelerine duyarsız kalmayan insanların zihin dünyaları da gözler önüne serilmektedir. Bu çerçevede milliyetçilik ve milliyetçiler de üzerinde durulan hususlardan biridir ve milliyetçilere dair keskin bir eleştiri de kendisine metinde yer bulur. Dönüş’ün yazarı da kahramanı da Kırım’a geri dönebildiler… Ancak yazarının dönüşü bir tabutun içinde olabildi ve Kırım hâlâ işgal altındaydı. Kitabın kahramanının dönüşünün ise yazarınınkinden pek farkı yoktu. Ancak bunun ayrıntısının kitabın okunması suretiyle öğrenilmesi sanırım en iyisi. Keyifli okumalar dilerim :)
kamera
Dönüş
yildiz
7.5/10 · 196 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;