"Bu defa sahiden."
"Sahiden mi?"
"Sahiden."
O kadar güzeldi ki kelimelere dökebileceğimi sanmıyorum ama deneyeceğim çünkü öyle bir inceleme yazmalıyım ki romantik okumayı sevmeyenler bile gidip bu kitabı okumak istesin. Nedense bu incelemede konudan bahsetmek istemiyorum, sanırım bunun nedeni konu anlatırkenki o nesnelliğin incelemenin büyüsünü bozacağını düşünmem, emin değilim :)
Bu defa sahiden, yazardan okuduğum ikinci kitap oldu ve inanır mısınız iki kitap da en sevdiğim kitaplar olabilir. Bu yazarda beni kendine çeken, sanki aramızda gizli bir ip varmış da o ne yazarsa okuma isteğim olacakmış gibi bir bağ var. Romantik okumayı severim ama ben işte asıl böyle romantikler okumayı severim. Sanki Ann Liang'ın kitapları farklı bir türmüş de en sevdiğim tür oymuş gibi düşünün. Kitaptaki her şey, karakterler, kurgu, yazım dili, her şey o kadar benim zevkimi yansıtıyor ki, sanki doğru insanla tanışmış gibi hissediyorum onun kitaplarını okurken. Eliza, o kadar güzel bir karakter ki başrol ama sanki benim gibi, senin gibi, içimizden bir karakter. Sanırım bu yazarın kitaplarının en sevdiğim yanı bu, gerçek olması, duyguların, hislerin, karakterlerin gerçek olması. Caz'a gelirsek, okuduğum en güzel erkek karakterlerden biri, nazikliğiyle, o sırıtışıyla, Gamze'leriyle... Ann Liang yazar da hiç favorimiz olmaz mı? O kadar huzurlu hissettiriyor ki karakterler, kitabı elimden bırakmak istemiyorum. Eliza ile birlikte ağlıyorum, o gülüyor ben de gülüyorum, o âşık oluyor ben de âşık oluyorum, o utanıyor ben de utanıyorum, hatta bazen onun yerine utanıyorum :D Kitabı okurken kalbimi yazara bırakıyorum, ne hissetmemi istiyorsa onu hissediyorum. Zaten ben bir kitaptan başka ne bekleyebilirim ki? Hayatımı kısa bir anlığına da olsa kitaplarıyla güzelleştirdiği için yazara teşekkür