Matt Haig’in evrenine girdiğinizde aslında tek bir şeyi öğreniyorsunuz: Umut, her zaman orada, sadece bazen bakmayı unutuyoruz. Gece Yarısı Kütüphanesi’nde binlerce pişmanlık ve sonsuz olasılık içinden 'şu anki hayatımızı' sevmeyi öğrenmiştik. Rahatlama Kitabı’nda ise karanlığın içindeyken bile sahip olduklarımızın yok olmadığını görüyoruz. Yazarın kalemindeki o samimi kabulleniş, 'başka bir hayat mümkün' demek yerine 'bu hayatı güzelleştirmek mümkün' diyor. Klasik kitapların aksine, kusurlarımızla barışmamızı sağlıyor. Şu ana kadar yazardan iki kitap okudum ve bana çok güzel duygular, düşünceler katan kitaplar oldu:).