"İlgi göstermek" ile "tedavi etmek" arasında belirgin bir fark vardır. Tedavi, bir sorunu gidermek için yapmaya çalıştığımız şeydir. İlgi göstermek ise, tüm tedavi çabaları fos çıksa dahi yapabileceğimiz bir şeydir. Bu, ölmek üzere olan bir kişinin başında durmak gibi bir şeydir: Mücadele durumu bitmiştir ve kişinin ölüm deneyimine sevgiyle eşlik ediyoruzdur. Duygusal hayatta her şeyi yoluna koymak için mücadele etmekten ne kadar çabuk vazgeçersek, o kadar iyi olur. Paradoksal olarak, ilgi göstermek tedaviye de yol açar.
Şefkat sözcüğü, Latince com(ile) sözcüğüyle pati(acı çekmek) sözcüklerinden oluşur ve "birlikte acı çekmek" anlamına gelir. Bir kişiye gerçek anlamda şefkat göstermek demek, o kişinin acı çektiğini kabul etmemiz, acıya olan direncimizi ve korkumuzu terk etmemiz ve içimizden doğal olarak yükselen sevgi ve iyilik duygusunun acı çeken kişiye akıtmamız demektir. Şefkat duymak, duygusal rahatsızlığa karşı direnç gösterme eğilimini terk etmemiz demektir. Bu tam kabul etmek anlamına gelir; acı çeken kişiyi, acıyı ve bizim bu acıya gösterdiğimiz tepkiyi kabul ettiğimizi gösterir.
Öz şefkat bir kabul etme şeklidir. Kabul etmek genel olarak deneyimlediğimiz şeyleri(bir düşünceyi ya da duyguyu) ima eder. Öz şefkat doğrudan bunları yaşayan benliğimizi kabul etme anlamına gelir. Acı çekme sürecinde kendimizi kabul etmemizdir.
Kabul etme ve öz şefkat durumlarıyla, daha iyi hissetme mücadelemizden vazgeçtiğimizde daha kolaylıkla karşılaştığımız görülmektedir. Adsız Alkolikler' de buna "çaresizlik içindeyken gelen bir armağan" denir. Denediğiniz hiçbir şey işe yaramamışsa, kabul etmeye ve kendinize şefkat göstermeye daha yatkın olursunuz. Hâlâ kendinizi iyi hissetmek istiyorsunuzdur ama artık herhangi bir şeyin işe yarayacağı konusunda şüphe içindesinizdir. İnancınızı hemen hemen tamamıyla yitirmişsinizdir; zihniniz tüm olasılıkların üzerine bir sünger çekmiştir.
İşte zihninizle çaba göstermeden yüreğinizle çaba göstermeye geçme fırsatı tam da o noktada kapınızı çalar. Öz şefkatin belirgin şekilde, zihinsel olmayan ve çaba gerektirmeyen bir tarafı vardır. Ama kendimizi acıların içinde bulabilir ve mücadelemizin derinliğini fark edebilirsek, yüreğimiz de otomatik olarak yumuşar. Kendimizi iyi hissetmekten vazgeçer onun yerine kendimize sempati gösterebileceğimizi keşfederiz. Yani kendimize ilgi göstermeye başlarız çünkü acı çekiyoruzdur.
Turing testinin amacı, bir makinenin düşünebildiğini söyleyebilmenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığıdır. İlk olarak 1950 yılında Mind adlı felsefe dergisinde İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Alan Turing’ in ünlü makalesinde bu kavramdan söz edilmiştir.