Karşınıza tek solukta okuyabileceğiniz mükkemmel bir kitapla geldim. Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse Jules aynı gün içerisinde hem işini kaybediyor hem de erkek arkadaşının onu aldattığını öğreniyor. Yana yakıla iş arayan Jules geçici kiracı işi buluyor hem dairede kalacak dairenin bakımını üstlenecek hem de bunun karşılığında para alacak. Arkadaşının ikazlarına rağmen Jules teklifi kabul ediyor. Aradan geçen birkaç günün sonunda Jules burada bir tuhaflık olduğunu anlıyor. Tıpkı onun gibi geçici kiracıların ortadan kaybolduğunu fark ediyor. Kaybolan kiracılardan biri de yeni tanıştığı alt katında oturan kızdır. Olayı araştırmaya başlıyor. Spoi olmaması adına daha fazla anlatmayacağım. Ama kitaba bayıldım tıpkı Jules gibi bende olayın içindeymişim gibi hissettim. Onunla birlikte araştırdık kah yanlış sonuçlar çıkardık kah doğru sonuçlar. Olayın iç yüzünü öğrenene kadar kitabı elimden bırakamadım. Gerilim tarzı bir şey okumak istiyorsanız tavsiye ederim.
Dudaklarınız ne çok tebessüme ev sahipliği yapmış olursa olsun içiniz kan ağlıyorsa geriye kalan her şey değersizdi. Mühim olan insanların sizde seyrettiği değil, sizin kendinizde gözlerinizi kaçırdıklarınızdı. Kapanmayan yaralarınız, dinmeyen acılarınızdı.
Güneşli günleri görebilmek için hep çamurlu yollardan mı yürümek gerekecekti? Bir çiçeğin kokusuyla mest olmanın bedeli defalarca tenime batan dikenleri tek tek ayıklamak zorunda olmak mıydı?
Özgürlüğü kanatlarına takmış bir kuş, isterse sonsuzluğa uçup kaybolabilirdi. Oysa kafesin içinde umutsuzca parmaklıklara çarpan bir kuşa gökyüzünün varlığını anlatamazdınız.